Cumartesi, Mayıs 30, 2009

Hitit Gunesi Epizort 12! Kisa filmler, Dergiler ve Bira!

Basar, Eralp, Hakan, Kansu ve Mert...

Cok cenemiz dustu.

Analog, Asimov, dergiler, kisa filmler ve...

Ve daha bir suru seeeey....

Perşembe, Mayıs 28, 2009

Derin Kayra

Bu arada bahsini hemen geçelim.

Düzenli podcast geyikçilerimizden ve hikaye yazarlarımızdan olan Eralp ve sevgili eşi Deniz yavruladılar. Yavrucukları Derin Kayra'ya hep birlikte "Dünyaya hoşgeldin" diyoruz.

Bu sayede birkaç seneye Eralp'in yavruları stereo şeklinde Cthulhuuuu diye bağırarak podcastlarımıza giriş yapacaklar! Peh peh...

Flash-Yorum: Star Trek: Enterprise

İlk sezonu sonunda bitirdim. Çok kısa bir yorumum var. Hızlıca yazayım.

Ben manyak mıyım yaaa... Bu moktanlıkta ve kötülükte bir şeyi izleyerek niye hayatımı boşa harcıyorum? En azından siz harcamayınız. Aman aman... Amaannnnnn...

İkinci sezonla devam edeceğim ve bu acıları çekeceğim ki sizler çekmeyin.

Dipnot: Star Trek Enterprise hayli eski artık. İptal edileli yıllar oldu ama süper eğlenceli bir Star Trek filminden sonra dur bir daha deneyeyim demiştim. Daha önce BBC'de yayınlanırken evde televizyon olmadığından ofisteki televizyondan izlemeye çalışıyordum ama bir yere kadar. Sonunda çok fazla episod kaçırdığıma kanaat getirerek (ve o zaman bile çok hoşuma gitmediğinden) izlemeyi bırakmıştım. Ben Battlefield Earth kitabını kasıp okumuş adamım. Bunu da kasarım.

Çarşamba, Mayıs 13, 2009

Hitit Gunesi Epizort 11! Sci-Fi London 8!

Basar, Eralp, Hakan, Kansu ve Mert...

Konular soyle ozetlenebilir:

-Basar ve Hakan'in cenesi dusuyor Sci-Fi London 8 film festivali hakkinda. Izlenen filmler: Cyborg She, 20th Century Boys 1 ve 2, Clone Returns Home, Recon 2023 ve suruyle kisa film. Link: Ana sayfalari ve kisa filmler aha burda:

-Hunt For the Gollum fan filmi.

-Kaleidoskop ve yeni podcastlari!

Ve daha bir suru seeeey....

Pazartesi, Nisan 20, 2009

Hitit Gunesi Epizort 10!!! Amanin!

Ve karsinizda 10. Epizort!
Nasil yaaa...

Eralp, Mert, Basar, Hakan, Mikrofondan uzak Deniz!
George Lucas, THX1138, Philip K Dick, Tolkien, Lord of the Rings, Silmarillion, Filmler, nelerin filmi olur, Children of Hurin, Philip Pullman, 2008-2009 filmlerin geyigi, Tron, Forever War, Spoilerler, Sony Readerler...
Ve...
Giris: Benson Arizona - Ilk ve tek SF C&W sarkisi!
Cikis: Bad News - Bohemian Rhapsody Take 2

Pazar, Nisan 19, 2009

J.G. Ballard'i kaybettik

78'ine basmis olan bu New Wave yazarini da kaybettik...
Gidip bir iki kitabini okuyayim bari.

Pazartesi, Nisan 13, 2009

Hitit Gunesi Epizort 9! Orson Scott Card ve... Offf... Herbisi

Biz yaptik oldu!

Kansu, Basar, Hakan.

Orson Scott Card ve Ender's Game ile baslarlar olaya. Sonra TV dizilerinden bahsederler, Mormonlari cekistirirler, Battlestar Galactica hakkinda geyikler ve arada bikac tane spoiler patlatirlar (Ender's Game hakkinda ozellikle).

Muzikler:
Giris: B-Sea Surfers - Skunks Meet Russians
Cikis: K-On Cikis muzigi Lazy

Ep 10 da kaydedildi, editing bekliyo. :)


Salı, Mart 24, 2009

Podcast sorunu

Duzelmis olsa gerek su an. Ayda $10 verince sorun kalkti ortadan :-)

Download sorunlari

Oki. Su anda download edemiyorsunuz. Benim hatam.

Ben Libsyn'den account acarkene ayda 100MB siniri olan bir tanesini actim, ayda bir tane zor cikartiriz diye. Ote yandan Kansu ve Basar ve ben cok pis gevezelik yaptigimizdan toplam geyik miktarimiz bunu asti.

Iki gune bitecek kota sorunumuz ya da ondan once ben upgrade edecegim. Birisi. Kusura bakmayin ve az sabrediniz lutfen.

Perşembe, Mart 19, 2009

Hitit Gunesi Epizort 8! Seattle Bilim Kurgu Muzesi! (Ve hayli bisiler daha)

Kansu, Basar ve Hakan... Uzun bir sohbetimize devam ediyoruz. Simdi eldeki kayitlar bitti, yeni bisiler kaydetmek lazim, hassiktiriniz.

Herneyse, olayi Kansu'nun Seattle Bilim Kurgu Muzesini gezmesiyle aciyoruz, ondan sonra laf lafi aciyor.
Asagidan ya da yukaridan dinleyebilirsiniz.

Perşembe, Mart 12, 2009

Hitit Gunesi Epizort 7!

Uzun suredir beklenen yeni kaydimiz! Kansu Dincer, Basar Tuna ve Hakan Koseoglu bu kez bambaska seylerden bahsediyor... Bir de neden bahsettigimizi hatirlasam...

Asagiya klikleyerek de dinleyebilenzi!

Cuma, Şubat 27, 2009

Hitit Gunesi Mini Mi 8! The American Astronaut!


Epizort 6'dan kestigim (cunku BKFT ile hic bi alakasi yok) bir geyik. Konu? The American Astronaut, bu sene gorup en cok hosuma giden filmlerden birisi...
Bilgi nah burda:

http://en.wikipedia.org/wiki/The_American_Astronaut

Resmi de Wikipedia'dan caldim zati.

Pazar, Şubat 15, 2009

Podcast Episod 6 - ODTU BeKaFeTe!

ODTU BKFT bize neler yaptiklarini anlatiyor...
Bu kayit 2008 Haziran basinda yapildi, tembel teneke Hakan ancak editini bitirebildi. Yuh yani... Neyse...

Aha burada!

Veya burada:

Pazar, Şubat 01, 2009

Sat Ruhunu Kurtul

Aylar geçti de ne değişti. Sofya’da ruhumu sattım diye ağıtlar dökerken bilemezdim ki onlar hiçbir şeymiş. Ruhum halen bende imiş. Mesai tanrıların her daim yeni eziyetleri, daha korkunç, daha can yakıcı daha yıldırıcı işkenceleri varmış. Sofya’dan döndüm. Evime arkadaşlarıma, bildiğim ve sevdiğim ortama döndüm ama ne pahasına.

Daha dönmeden başladı minik mesai şeytancıkları beni işlemeye. “Terfi, makam, güç, unvan” diye. Önce zihnimin en ücra derinliklerinde başladılar yerleşmeye. Vakit kaybetmeden yayıldılar. Güçlendiler. Ele geçirdiler. İlk başlarda “evimde aşım, kaygusuz başım” diyen fakir aklını yitirdi. “Yeterince yattım, artık çalışmam lazım” dedim. Dedim de ne oldu? Kendimi büyük savaş alanında, mesai cehenneminin en derin katmanlarında buldum. Her gün para, para diye istihkamlarımıza hücum eden zebaniler, Gollumvari bir delilikle üzerimize atılırken en büyük düşmanlar kuzu postu ile yanaştı bana. Fark ettim, göremedim. Gördüm davranamadım. Davrandığım başaramadım.

Kuzular sardı dört bir yanımı. Gerçek bir çekiç gibi ezdi benliğimi. Bir gün camdaki akislerinde gördüm. Boynuzlarını, çatallı dillerini, pullu derilerini. Ben ise çoktan ağlarının en ortasında, en sıkı yerinde debelenen zavallı bir sinek olmuştum.

Çatallı dilleri ile güzel sözler, hoş vaatler fısıldarken, sivri dişlerini geçirdiler, elleri, toynakları ile okşarken pullu derileri, sivri pençeleri ile tarumar ettiler, beni desteklerken boynuzlarını tereddüt etmeden batırdılar.

Her gün sağdan soldan, yukarıdan aşağıdan saldıran bilinçsiz cesetleri savmaya çalışırken arkamdan darbe üstüne darbe vurdular. Biraz huysuzlanınca boş sözlerle vakit kazandılar, kazandılar ki ilk fırsatta vurmaya devam edebilsinler.

Önümde bitmeyen, tükenmeyen bir zombi deryası. Her gün bilinçsiz, ilkel dürtüleri ile dalga dalga geliyorlar. Püskürttüğüm her dalga ise denizin kayayı parçalaması gibi bir parça koparıyor benden. Her defasında savunmam biraz daha zayıflıyor. Her tökezlediğimde ise esas zebaniler arkadan saldırıyor. Hepsi de benim, benliğimin, ruhumun peşinde. Beni istiyorlar. İşteki ben de yetmiyor onlara. Her günümü, her dakikamı istiyorlar. Bitemeyen bir açgözlülükle geliyorlar.

Her defasında benzer cümleler ile vuruyorlar. “Bırak kendini, daha çok çalışmalısın. Bankacılık zordur, bu son kaçınılmaz. Hedefleri tuttur, kredi sat, sat ruhunu”

Son savaş çoktan başladı. Hatta bitmek üzere. Son savaş burada, masa başında. Elimde kanımdan bir kalem, önümde kan kırmızısı bir sözleşme, etrafımda uluyan bir kalabalık, son noktayı imzamı bekliyor. Ben ise kanımın son damlasına direnmeye çalışıyorum. Zaten onlarında istedikleri bu değil mi? Son damlasına kadar kanım, canım, ruhum.

Pazartesi, Ocak 05, 2009

Oooops!

Aniden çölün ortasında, gecenin yarısında güneş doğdu birkaç saniye için. Kimse cihazı nereden bulduklarını bilemedi. Kudüs yanmaktaydı nükleer güçlerin yarattığı güneşin işikları altında. Aradan yıllar gibi geçen dakikalardan sonra IAF uçakları yoldaydılar ölümcül yükleri ile. Kısa bir süre sonra Suriye ve Irak başkentleri de birer mantar bulutu ile süslendi, Gazze şeridi yerle bir oldu. Suriyenin henüz tamamlanmamış nükleer silahlarının parçaları düşen bombaların gücüyle çevrelerinde ne varsa zehirlediler. Hemen arkasından İrandaki mollalar "Kahrolsun Amerika" çığlıklarıyla önlerindeki düğmeye bastılar ve basit ama etkili roketleri Avrupanın şehirlerine doğru yola çıktı. Fırsat bu fırsat diye Pakistan ve Hindistan da birbirlerine roketlerini salladılar ölümcül yükleri ile. Esas ilginç olan Çin Halk Cumhuriyeti'nin roketlerinin bir kısmının Hindistan'a doğru yol almasıydı. Öte yandan, Tayvan'in yerle bir olması çok kişiyi şaşırtmamıstı. Aniden Kuzey Kore başkanı aynada saçını seyretmek dışında bir uğraş buldu kendisine. Roketler sağa sola uçuşurken nükleer silahları olmayan ülkeler eski düşmanlarına saldırmak için planlara başlamıştı bile.

Amerika Birleşik Devletleri Başkanı masasında oturmuş gelen raporları okuyordu, danışmanları masanın etrafına toplanmış, çaresiz bir şekilde duvardaki ekrandan dünyanın çeşitli yerlerinin uydu fotograflarına bakmaktaydı. Başkan raporlardan kafasını kaldırıp "Bir şansımız var mı?" diye sordu. Generallerden birisi hızlıca cevapladı.

"Başkanım, şimdi saldırırsak kazanma şansımız daha yüksek."

"Neyi kazanma şansımız?" Başkan başını ellerinin arasına alarak raporlara bir kez daha baktı.

General buna bir cevap veremedi, ne de olsa verdiği cevap yılların hazırlığının sağladığı otomatik bir cevaptı. Kendi kendine mırıldandı sessizce, "Nerde eski Sovyetler ihtiyacın oldugunda."

Bu odadan binlerce kilometre ötede, Moskova'da aynı soru yankılanmıştı ve aynı cevap verilmişti. Tek fark karşı sorunun eksikliği idi. Rus Federasyonun başkanının gözleri parlıyordu heyecanla.

Ayın yörüngesindeki gözlem gemisindekiler şaşkınlık içerisindeydi. Gözlem odasına toplanmış mürettebat sessiz bir şekilde üçyüzbin kilometre uzaktaki gezegende olup biteni izlemekteydi. Tek ses Dünyada hayli bir süre zamanını geçirmiş Psikologdan çıktı: "Hassiktir" ve odadakilere sordu, "Bizim Uzay turistini gören var mı bu gün?"

Kaptan uyargacını kafasının etrafına sardı. Adrenalin peşindeki zenginlerin oyunlarından gına gelmişti. "Bu kez bu şakacının zikini kopartacağım!"

Psikolog hafifçe inledi "Ooooooooff..." diye.