Pazartesi, Nisan 30, 2012

Neil Gaiman ve Hayran Edebiyatı

Fan fiction için kesin bir Türkçe terim yok. Redhouse sözlüğünde bulamadım bile. Sesli sözlük "Bir film, dizi ve saire hakkında bir hayranı veya hayranları tarafından internet üzerinde oluşturulan içerik" olarak, zargan ise "mevzut bir eser temel alınarak yazılan eser" olarak tanımlamış. Ben ise tamamen tembellik ve kolaycılık içerisinde hayran edebiyatı dedim ama ben bile inanmadım. Her neyse amaç çeviri olmadığına göre (Yiğit nerdesiiin?) esas konumuza gelelim. Konumuz Neil Gaiman'ın konu hakkındaki blogunda yazdıkları.

Pazar, Nisan 29, 2012

Raven / Kuzgun


Bir süredir sinemaya gitme konusunda isteksizdim. Tembelliğim bir yana pek de iyi filmler gelmiyordu. Dün gece üşenmeyip sinemaya gidip yeni gelen Kuzgun'u seyredeyim dedim. Kuzgun, Edgar Allan Poe'nun meşhur şiirinden ismini alan ve Poe'nun son günlerini polisiye bir hikaye olarak anlatan, V For Vendatta'yı yöneten James McTeigue'nın son filmi.

Cumartesi, Nisan 28, 2012

Disney Graveyard Book'un Haklarını Satın Aldı


Disney Pixar'ı satın aldığında yüreğim burkulmuştu. Pixar ne kadar farklı bir tarzı, yeniliği temsil ediyorsa Disney de benim için tutuculuğu ve sabit fikri temsil ediyordu. Disney'in çizgi filmlerini hep fazla aptalcasına saf, geçmişin manasız değerlerine halen sahip çıkmaya çalışan ve dar kafalı bulurum. tabi ki bu söylediklerim son yirmi yılı falan kapsıyor. Çizgi film benim için hep yenilik ve özgürlük demekti. Bu nedenle Pixar anlatımını, fikirlerini ve yaratıcılığını çok sevmiştim. Her neyse uzun lafın kısası Disney'in el attığı işler benim hevesimi kırıyor.

Çarşamba, Nisan 25, 2012

Elveda DRM?

Hitit Güneşi ailesi olarak sevdiğimiz, saydığımız değerli yazarların eserlerini de yayınlayan Tor yaptığı açıklamayla Temmuz başından itibaren e-kitaplardan DRM eklentilerini kaldıracağını duyurdu.

Geçtiğimiz haftalarda ABD Adalet Bakanlığının yayıncılar alehine açtığı dava ile iyice ısınan e-kitap tartışmasında böylece yeni bir sayfa açılmış oldu.

Sayısal ortamda yayınlanan fikir ve sanat eserlerinin çoğaltılmasını engellemeyi hedefleyen DRM eklentileri e-kitap dosyalarının ikinci el satışını ve hatta aynı kullanıcıya ait değişik e-kitap okuma platformları arasında transferini imkansız kıldığı için bazı tüketicilerin şikayetlerine sebep oluyor.

Geçtiğimiz yıllarda kitaplarından DRM eklentilerini kaldıran O'Reilly 2009'dan 2010'a e-kitap satışlarında %104 artış gördüğünü kaydetmişti.

Amazon'un vahşi taktiklerine direnmeye çalışan diğer yayıncıların da yakın gelecekte DRM eklentilerini kaldıracağını söylersek çok yanlış bir tahminde bulunmuş olmayız herhalde.

Salı, Nisan 24, 2012

Ben niye bi mok yazamıyom yaaaa

Bu günlük iş yeter, saat 6'yı geçti, Radyo 4'teki 6:30 komedisini kaçırmadan eve gitmeli. Laylaylom, çanta toplandı. Tamam, pass, yarın görüşürüz İan... Ha? Ne? Almanlarda yine mi sorun çıkmış, tamam biraz hakkında konuşalım, ne yapabiliriz filan feşmekan, oki bu akşam bir bakarım serverlerine sorun çıkartıyor mu, 10'da mı duruyorlardı? Ha tamam, 9'da, saat farkı da var. Oki hadi bay! Çat küt araba kapısı. Ulan saate bak, 7 olcak neredeyse, direk eve. Çok acıktım. Telsizde bir şey duluyor mu bakalım tepeden aşağı inerken. 145.7375'te bir şey var ama pek anlaşılmıyor, çok fade in out var.... Neyse eve geldik zaten. Çat küt kapı. Yaa, evvelki hafta Freecycle'daki adamdan aldığım turntable hala arabanın arkasında yahu, dur onu da yüklenelim, spikerler kalsın şimdi, hepsini birden taşıyamam.

Off nasıl acıktım yaa, hemen hafta sonu dondurduğum yemeklerden birisini mikrodalgaya atalım ama önce laptopu açalım hazırlansın. Lay lay lom, bir podcast mı dinlesem o arada, bir BBC komedisi arşivlerden iyi gider. Yemeği de ısıttık yiyelim, bir yandan birikmiş Private Eye sayılarının birisini okuyayım. Vay hayvan Tori politikacıları vay vay. Of sinir bozdu. Bir kahve koyalım, kolombia mı yoksa bilmemne fil kahvesi mi olsa, ne bileyim yaaa, kafein olsun da yeter.

Oki, bilgisayarın başına oturduk, hemen maillere bi bakalım, TODO listesi mailleri gelmiş Google Kalender'den. Eeee, dur şunların bi kısmını yarına alayım, bu gün uğraşılmaz, 8 oldu zaten saat. Zaten Bram Stoker yazısı yazmam gerekiyor, ona öncelik verelim ama önce bi Reader'i temizleyelim. Ulan ofisten çıkıp buraya gelene kadar 165 yeni post gelmiş. Neyse, çoğunluğu The Grauniad'ın haberleri. Mark all as Read. Oki. Wired, ditto, uğraşamam. Dur bakalım, Arm Control Wonk'dan yeni yazı var, bu okunmalı. Oha be çüş. Neyse, karikatürlere de hızlıca bir bakalım, 30 küsür birikmiş... Io9 yazılarını sonra okuruz. Bu gün yine daraltıcı şeylerle dolu, biraz Not Always Right bakıp keyfimizi yerimize getirelim. Başka ne vardı, hızlıca Scalzi ne demiş bakalım... Oha saate bak, 9:30, of yaaa nereye gitti bu zaman. Kafa kalmadı, Stoker'i az sonra ele alırım. TODO listesine bakalım. HF anten kablosunu test et, oki. çok zaman almaz, buna hemen bakalım. Ayrıcana bu gün kimleri duymuş acaba FT-847, hemen PSK Reporter'e bakalım. Vay vay vay, hayvan herif Küba'dan iki kişi duymuşuz bu gun. Yarın WSPR çalıştırayım bar. Anten tamam gibi, madem bunlara bakıyoruz şu magmount'un kopmuş kablosunu lehimleyeyim. Lehimleyen aleti tutan zımbırtım nerde yaa... Dolap aç, kapa. Dolap aç, kapa. Dolap aç, kapa. Dolap aç, kapa. Yatağın altına bak. Kutuların içine bak. Ciyak, ne lan bu kayboldu. Oha beee pes ettim, sonra yaparım. Saat kaç oldu, OHA 10:30! Manyak!

Oki, sakin. Önce kocaman bir meyve çayı yapalım. Kayna su kayna. Humm, orman bögürtlenleri mi, Mango-portakal-bimokdaha mı, böğürtlen. Şu geçen ay başladığım Terry Pratchett YA kitabına bir daha gireyim nerde kaldığımı unutmadan. 110. sayfada kalmışız. Kalorifer yanındaki koltuk en rahatı, üstümüze battaniyeyi çekelim, bakalım nerde kalmıştık... (20 sayfa sonra) Horrrrr...... Hunkgngz.z..z.z. hooorrr... HAAAA???? Lan uyuyakalmışım. Saat kaç, oha 2 olmuş. En iyisi lensleri çıkarıp yatayım yatağımda.. Yarın sabah erken kalkıp Stoker yazısına bakarım.

Aaaaa! Alarmı kapatmışım, oha saat 8 olacak, hemen bir duş, arkasından ofise. Çatküt kapı vınnn... Günaydıın... Hassiktir, pass'ı evde unutmuşuz, yaa Michelle, bi zahmet beni içeri alır mısın? Alooo! Pfff hatun telefonda, dur bakalım birisinin gelmesini bekleyelim, arkasından takılırız... Dün ben ne yapacaktım yaa.. Unuttum, neyse akşam TODO listesine bakar çıkartırız.

Pazartesi, Nisan 23, 2012

Sömürün de Sömürün

Sabit Fikir'in haberine göre J.R.R. Tolkien'ın ve Charles Dickens'ın torunları çocuklar için ortak bir fantastik kitap üzerinde çalışıyorlarmış. Torun Tolkien dedesinin ona anlattığı hikayelerden yola çıkıp yazacakmış. Büyük büyük torun Dickens da onları seslendirecekmiş. 

Yauv Dickens'i bilmem ama Tolkien'nin oğlununu ne mal ortada. Görünen o ki oğlu da geri kalmıyor. Bırakınız kardeşim adamların sırtında para kazanmayı. Oturup sizler bir şeyler yazın da adam desinler.

Pazar, Nisan 22, 2012

Gri Maddenin Çözeltisi?


Bir süredir gerek işten gerekse tembellikten Hitit Güneşinin birazcık boşlamıştım. Bu arada fırsat buldukça kitap okuyorum. Fark ettiyseniz son okduğum kitap Robert Shea ve Robert Anton Wilson'ın Illuminatus Üçlemesi. Shea ve Wilson ağır diskordik romanlarında daldan atlarken neredeyse her konu hakkında ahkam kesiyorlar. İlginç savlarını paylaşıyorlar. Arada bazı bölümler bir hayli ilginç ve kafa karıştırıc. Zaten böylesi bir kitaptan daha azını beklemek hata olur.

Salı, Nisan 17, 2012

3,14159 . . . gitti gider.

Altın elma, en güzele??

"Einstein’s concept of spherical space, furthermore, suffers from the same defect as the concept of a smoothly or perfectly spherical earth: it rests upon the use of the irrational number, π. This number has no operational definition; there is no place on any engineer’s scale to which one can point and say “This is exactly π,” although these scales are misleadingly marked with such a spot. π, in fact, can never be found in the real world, and there are historical and archeological reasons to believe it was created by a Greek mathematician under the influence of the mind-warping hallucinogenic mushroom Amanita muscaria. It is pure surrealism. You cannot write π as a real number; you can only approximate it, as 3.1417 … etc. Chemistry knows no such units: three atoms of an element may combine with four atoms of another element, but you will never find π atoms combining with anything. Quantum physics reveals that an electron may jump three units or four units, but it will not jump π units. Nor is π necessary to geometry, as is sometimes claimed; R. Buckminster Fuller has created an entire geometric system, at least as reliable as that of the ancient Greek dope fiends, in which π does not appear at all. Space, then, may be slanted or kiltered in various ways, but it cannot be smoothly spherical …"

Nurlu Yüzlüler Üçlemesi, Altın Elma.

Merak ettiğiniz hususları en yakın Efendibillah Hazretleri ile iştişare edebilirsiniz. Etmeye de bilirsiniz. Siz bilirsiniz. Lakin sizin bildiğiniz bildiğiniz midir? Yoksa bilmediğiniz midir? Sorun Efendibillah Hazretlerine. Ama sakın kıssalarına aklınız kaymasın. Siz keçiboynuzu tüketin. Zihin açar.

Pazartesi, Nisan 16, 2012

En alışkanlık yapıcı şey: Eski kitap kokusu

Sahaflardan kitap almayı çok sevdiğimi bilenler, eski kitapların kapaklarını, kokularını, elimde alıp hafifçe kurumuş, sararmış sayfalarını karışstırmayı sevdiğimi de bilir.

Peki eski kitap kokusu nedir? Abebooks'dan Richard açıklamış:



(Boing Boing'den arak ama sevdiğim bi konu, esasında hemen arakladım ama pazartesiye kadar bekleyeceksiniz bizden duymak için, öte yandan video kadar benim geyiklerimi de okuyun yaaa, bozuşuruz sonra :) )

Devam geyik hemen aşağıda.

Pazar, Nisan 15, 2012

Hitit Güneşi Epizort 61 ! Picocon 29! 4/4 - Geyikler


Daha önce bahsettiğim gibi (bakınız Ep 58, ep 59, ep 60), Picocon Londra Emperyal Kolejinin bir günlük bir toplanması. Gidip arkadaşları ziyaret ettim ve konuşmaları kaydettim.

Bu gün en son kaydımızı sunuyoruz.

Justina RobsonAdrian Czajkowski ve Tricia Sullivan beraberce dinleyicilerin sorularını cevaplıyorlar.

MP3 linkleri cart curt hemen aşağıda.

Cumartesi, Nisan 14, 2012

METUCON 2012

Bu yıl 21-22-23 Nisan'da yapılacak METUCON için oyuncu kayıtları açılmış. 20 Nisan akşamına kadar da devam ediyormuş. Bilet Satış Noktaları için tıklayınız: http://www.metucon.org/en/bilet-sati-noktalari/

Biletler RPG ya da LARP için olduğundan, bunlar ilginizi çekmiyorsa bilet almadan da gelebiliyorsunuz. Standlar, Munchkin Turnuvası, D&D Battleground, Chainmail Zırh/Yelek/Bikini Örme gibi aktivitelere katılabilir, hobidaşlarla geyik çevirebilirsiniz.

Cuma, Nisan 13, 2012

Sol direk yumruk ve Sherlock

Olağanüstü yetenekli insanların bakış açısı farklı tabii ki
Arthur Conan Doyle'un Sherlock Holmes karakteri yüzyılı aşkındır bizlerle. Son birkaç sene içerisinde aniden bir popülerlik kazandı karakter. İki (2009) yeni (2011) Holivud filmi üstüne leziz Gatiss-Moffat birliği sayesinde yazılmış, her birisi birbuçuk saatten toplam iki seride altı bölüm olarak yayınlanan BBC serisi, bütün dünyada Sherlock Holmes'i tekrar tattırdı bizlere.

1996-97 gibi bir şubat tatilinde Bilkent Üniversitesi Kütüphanesinden kafam kadar kalın bir kitap şeklinde bütün Holmes kısa hikayelerinin (toplam 56 tane) toplamasını alıp okumuştum bir haftada. O zamana kadar Conan Doyle'un bu karakterini daha çok televizyonda gördüğüm ve bir iki Türkçe'ye çevrilmiş romanlarından biliyordum. Bu kitap Conan Doyle'un yazım tarzından çok İmparatoriçe Victoria zamanının kapılarını açtı bana. Bu hikayelerin çoğunluğu The Strand'da yayınlanmıştı ve daha çok bir seri niteliği içeriyordu.

Şimdiki zamane polisiyelerinin aksine, o zamanki suçlar daha çok kıskanç kocalar, boşanmayı isteyen ancak zamanın yasaları yüzünden cinayete yönelen eşleri, tünel kazılarak yapılan banka soygunları, şantaj... Çok ender olarak gerçekten zamanemizi ilgilendirecek karakterler ve suçlar ortaya konuyordu. Yine de oturup okunuyordu çünkü Holmes'in eninde sonunda suçu nasıl kanıtlayacağını merak ediyordu okuyan.

"İddiaların aksine aramızda kesinlikle bir ilişki yok!'
Şu ya da bu şekilde bütün dünyada meşhur olmuş bu detektifin yeni versiyonlarının hepsini izledim denemez - Mert, Guy Ritchie filmleri hakkında çok güzel şeyler demekte. Ben ise BBC'nin modern Sherlock Holmes adaptasyonuna hastayım.

Afganistan'dan dönmüş asker doktor Watson (HHGTTG filminin Arthur Dent'ini oynayan Martin Freeman tarafından canlandırılıyor), Benedict Cumberbatch'ın canlandırdığı Holmes'un yanına taşınıp maceradan maceraya atlanıyor. Modern teknikler (cep telefonları, blackberry'ler, iPhone'lar, laptoplar, cartcurt) çok hoş bir şekilde eklebilmiş. Modern ancak orjinal Conan Doyle hikayelerine dayanmış senaryolar ile 90 dakikalık uzunluklarıyla yüksek kaliteli bir eğlence yaratmayı başarmışlar.

İlginç noktalar var tabii, aradan geçen 120 yıla rağmen Büyük Britanya İmparatorluğunun tekrar Afganistan'da sonu olmayan bir savaşta olması gibi şeyler çok inceden işlenmiş. Orjinal Watson da İkinci İngiliz-Afgan savaşının gazilerinden birisi.

BBC'nin adaptasyonu hakkında çok şey diyebilirim ama herhalde tek bir cümle ile özetlemek daha doğru: İzlemeyen aşkolsun. İnce ince analiz yapma yeteneğimi henüz geliştiremediğimden bu kadarla idare edin, en yakın torrent sitesine uğrayıp bir kopya edinin. Başka bir yoldan nasıl ele geçirirsiniz emin değilim.

Üçüncü serileri 2013'te. Eğer Benedict Cumberbatch çekiyorsa canınız John Finnemore'un yazdığı ve oynadığı Cabin Pressure radyo komedisini 100 derece hararetle öneririm.

Tabii dünyanın geri kalanı telif hakkı çoktan gitmiş olan bir eseri kullanma konusunda özgür. Amerikan  CBS dangalakları Moffat/Gatiss'in eserini 'amerikanlaştırarak' yayınlamayı düşünüyor ve bir pilot bile yapmışlar anladığım kadarıyla. Adı Elementary. Ne gereği vardı? Amerikalılara farklı bir aksanla konuşursan anlamıyorlar bu bir, ikincisi ne öyle MI6 veya İngiliz Bürokrasisi hakkında bahsetmek? İçinde FBI, NSA, CIA olmazsa anlamaz dingiller. İlk başta İngiliz serisinin yapımcılarına sırnaşıp 'hadi sizle yapalım' demişler, sonra nanik nanik yiyince biz kendimiz yaparız diye basmış gitmişler. Amerikan Coupling veya Red Dwarf'ından ders almayanları... Ayrıca yine Amerikan versiyonu Life On Mars'ı hatırlatma gereği bile görmüyorum, yazık yazık...

O kadarla kalmıyor, Sherlock Holmes Amerikan serisinde New York'ta yaşayacak ve Watson'u da hatuna çevirmişler. Holmes-Watson arasındaki seksüel çekiciliği hiç saklamaya gerek yok Amerikalılar için ama kazara birisi erkek olursa günaha girerler izlerken  aman aman. Manyak bunlar.

Ders olsun diye şuna bir bakın.



Herhalde son zamanlarda BBC'nin Sherlock'u dışında en başarılı Sherlock Holmes adaptasyonu 8 sezondur süregelen tıp dedektiflik serisi House. Holmes tekniklerini kullanarak, Wilson adlı onkoloji uzmanı doktor arkadaşı ile beraber House bölümlerce çözülmesi çok zor hastalıkları çözüp hastalarını kurtarıyor. Benzeri şekilde Holmes'un morfin alışkanlığı gibi kendisinin bir ağrı kesici bağlılığı var. Her ne kadar zor tutar gibi gelmişse de yine bir ingiliz komedyeni Hugh Laurie tarafından oynanan House, herhalde televizyonun son yıllardaki en başarılı serilerinden birisi.

Bu arada değinmeden geçemeyeceğim. Redscharlach rufuzlu arkadaşımızın Tumbler blogu beni öldürdü bitirdi. Hararetle tavsiye ederim. Sherlock temalı geyikler yanında 1970'lerde anne-babalarımızın moda zevkinin ne kadar kötü olduğunu hatırlatarak tarihten ders almamızı öneren bir seri eser. Çok da eğlenceli.

Bu fikirler keşke benim aklıma gelebilse ah ah! Kıskançlık! 

Haftanın Resmi


ATV-3 Uzay istasyonuna yaklaşırken. Nasa'dan.

Perşembe, Nisan 12, 2012

Uzayda ilk insan - Yuri'nin Gecesi - 12 Nisan

Yuri Gagarin, Vostok 1'de. (kaynak: Universe Today -> alldayru.com)
Jules Verne'den ve daha öncesinden beri bilim kurgunun ana temalarından birisinin gerçek olduğu an, 12 Nisan 1961'in yıl dönümünü kutlama zamanı geldi yine. Uzaya ilk ama tek bir kez çıkan Sovyet kozmonot Yuri Gagarin'i ve bu başarıyı gerçekleştirenleri anacağız.

(Yıl düzeltildi, feci hata etmişim)

Çarşamba, Nisan 11, 2012

Eleştirinin Eleştirisi?





Geçen hafta Charless Stross'un yazım tarzından bahsetmiştim. Bilgisayarlarla büyüyü zekice karıştıran casus romanları yazıyor. Kurgusal olarak, derinlik olarak tartışmaya açık romanları var. Edebi yönünün çok da güçlü olduğunu söyleyemem ancak fikirleri bence çok yaratıcı. Velhasıl Stross benim sevdiğim yazarlardan.

Bu sene de Rule 34 adlı romanı ile Arthur C. Clarke ödülüne aday gösterildi. Buraya kadar herşey yolunda ancak. Adaylar açıklandıktan sonra Kansu gönderiği bağlantılardan gördük ki Christopher Priest adlı İngiliz yazar bu seneki Clarke ödüllerini ve jüriyi acımasızca eleştirmiş.

Salı, Nisan 10, 2012

Vampir de olsa insan insandır!

Fantastik edebiyatin vampir kolunda pek bilgi sahibi olduğum söylenemez. Anne Rice'ın vampir evreni ve özellikle Vampirle Görüşme kitabı yanı başımızda yaşayan vampirlerin çektiği çileyi gözlerimizin önüne sermişti. Benzer şekilde Vampire: The Masquerade evreninde de vampirlerin güç savaşlarının günümüzde gizlice sürdüğünü öğrenmiştik. Disk Dünya vampirleri Disk Dünya'nın geri kalanı ile sosyalleşmeye çalışadursunlar, romantik ergen vampirler bizim dünyada kız meselesine düşmüşlerdi... Açıkçası Kont Drakula'dan sonra benim vampirlerle ilgili bildiklerim  bu kadar.

Alaya Johnson hanım kızımızın 1920'lerin New York'unda vampirler ve vampir avcılarının maceralarını anlattığı Moonshine isimli romanı 2010'da yayınlanmış. Romanı okumadım ama devam kitabı Wicked City çıkmak üzere olduğundan Tor.com'da aynı evrende geçen bir hikayesi yayınlanmış: The Inconstant Moon. Yazarların reklam amaçlı e-hikaye yazıp bedava yayınlamaları iyi oldu, biz de karakterlerini, evrenlerini sevecek miyiz, önceden tadabiliyoruz. Bu hikayede toplum vampirlerin farkında, üstelik de ayrımcılık yapıyor. Zencilerin yerini vampirler almış bir bakıma. G.O.R.A.'yı izlemiş mi yazar bilemiyoruz ama yine de mesajını veriyor: Vampir de olsa insan insandır! 

Daha çok anlatmayalım, okuyunuz, okutunuz. (http://www.tor.com/stories/2012/04/the-inconstant-moon)


Pazartesi, Nisan 09, 2012

2012 Hugo Adayları


(Ayh, çok uzun, çeviremeyeceğim, Google Translate yapın 'best novel' lafını anlamıyorsanız. Yorumları araya sıkıştırıyorum. Utanarak söylüyorum, neredeyse hiç birini okumadım, geçmiç senelere takıldım, yeni çok bir şey alamadım, aldıysam sıraya girdi, birkaç seneye okunurlar artık homur homur. Ayrıca Borders UK iflas edeli adam gibi Asimov's ve Analog okuyamaz oldum, Sony Reader için abonelik yapacağım ama hep kaynıyor. Neyse, sadede gelelim).

2012 Hugo Awards


  • Presented at: Chicon 7, Chicago, Illinois, August 30-September 3, 2012
Giden var mı?
  • Toastmaster: John Scalzi
Eyoooo!
  • Base design: Deb Kosiba
Ay üssü alfa mı kuruyoruz?
  • Awards Administration: Diane Lacey, Jeff Orth, David Gallaher, John Platt, Helen Montgomery

Best Novel

  • Among Others, Jo Walton (Tor)
  • A Dance With Dragons, George R. R. Martin (Bantam Spectra)
  • Deadline, Mira Grant (Orbit)
  • Embassytown, China Miéville (Macmillan / Del Rey)
  • Leviathan Wakes, James S. A. Corey (Orbit)
Gerisi hemen devamında... (Uzuuuunnnn)....

Gitmediğimiz Con'dan haberler: BSFA ödülleri


Roman: The Islanders -  Christopher Priest  (hoo hooooo, sempati oyları mı oynandı yoksa millet gıcıklık mı yaptı!?)

Kısa Hikaye: The Copenhagen Interpretation, Paul Cornell (süper!)

Kapak : Ian Whates'in The Noise Revealed kapağı - Dominic Harman

Kurgusuzbilimsizharbigerçekabikesinyalanatmadık eser: The SF Encyclopedia, Editörler: John Clute, Peter Nicholls, David Langford ve Graham Sleight (Bu sayede David Langford eve bir ödül daha götürmüş olacak)!


(BSFA sayfasını sarhoşlar yenilemediği için liste nah burdan araklandı.) Benim fikirlerim düşüncelerim hemen aşşada...


BBC Radyo'da Richard Matheson

Ent Efendi'nin duyurusunu okumuşsunuzdur. Richard Matheson'un meşhur (ve hayli de kısa ama etkileyici), defalarca (1971) filme (1964)  çevrilmiş (2007) romanı (2007 - bunu izlemedim yav) I Am Legend romanı, Bram Stoker ödülü aldı.

BBC de bir süredir Richard Matheson'un A Stir of Echoes eserini yayınlamakta, ben de dinlemekteyim. Oralardan nasıl dinlenir bilmiyorum ama ulaşamazsanız bana bir çıtlatın, kıyak geçeriz bir şekilde.

BBC genelde zaman sınırlaması ile koyuyor iPlayer'e, acele edin.

Bram Stoker Ödülleri Açıklandı


Bram Stoker Ödülleri açıklandı hem de bir hafta oldu ben uyuyorum. Hep söylüyorum tembellik zor zanaat. Bu arada ödüllerin yanı sıra bir de bonus ödül var. Bir seferlik yüzyılın vampir romanı ödülü de verildi. Ödülü Richard Matheson 1954 yılında yazdığı "I am Legend" kitabı ile aldı.

Pazar, Nisan 08, 2012

Tim Burton'dan yeni film: Dark Shadows

Tim Burton ve Johnny Depp'ten absürt vampir filmi. İlk bakışta Adams Ailesini çağrıştırıyor. Zaten 1966 yılında yayınlanan bir dizinin tekrar çekimi. Ama gayet eğlenceli göründü bana. Buyrunuz.

Cumartesi, Nisan 07, 2012

Almış olmam gereken şeyler



Bir kaç ay önce JLP'de dolaşırken (iğne ve iplik almaya çalışıyordum) bundan görmüştüm. Motorsiklet ve sırt çantası ile gittiğimden almadım salak gibi. Şimdi bakıp kendime kızıyorum. Haksız mıyım?

Sizlerin görüp almadığınız, sonra pişman olduğunuz ne oyuncak var? (Motorsikletler hariç! :) )

9-14 yaş grubuymuş, bana tam uyuyor!

Total Recall


Philip K. Dick'in We Can Remember It For You Wholesale adlı öyküsünden uyarlanan Total Recall 1990 yılında Paul Verhoeven tarafından filme çekilmiş ve Arnold olsun, Sharon Stone olsun, Micheal Ironside olsun kadrosu, konusu ve çekimleri ile başarılı olmuştu. 

Çarşamba, Nisan 04, 2012

Celbiniz Var: Başka Bir Boyuttan Çağrılıyorsunuz


"When you go summoning extra-dimensional entities, there are certain precautions you should be sure to take. For starters, you can forget garlic, bibles and candles: they don't work. Instead, you need to start with serious electrical insulation to stop them from blowing your brains out through your ears." 
The Jenifer Mourge - Charles Stross, s.47.

Bir cümleler ile Stross Loundry serisinin ikinci kitabında çok boyutlu şahsiyetleri boyutumuza celp etmenin inceliklerini anlatıyor. Tabi ki davete icap edecek meşum şahsiyetlerin ne menem varlıklar olacağı malumunuz. Stross bu anlatımı ile eski usuller tamamen çöpe atmış gibi dursa da, elektrik akımları, iblis kovucu yazılımların yanı sıra yerlere çizilmiş pentagramlardan vazgeçmiyor.

Salı, Nisan 03, 2012

Star Wars Kinect kabusu

Ulaş az once Google Talk'tan linki atıp hayatımı söndürdü.




LUCAAAAASSS!!!!!!!!

(Ulaş'ın link Topless Robot'a gidiyor, orayı da okuyun)

Hitit Güneşi Epizort 60! Picocon 29! 3/4 - Tricia Sullivan


Daha önce bahsettiğim gibi (bakınız Ep 58), Picocon Londra Emperyal Kolejinin bir günlük bir toplanması. Gidip arkadaşları ziyaret ettim ve konuşmaları kaydettim.

Daha önce dediğim gibi, dört konuşmamız var, üç yazarın konuşmaları ve hepsinin katıldığı bir panel. (Hala CTRL-C, CTRL-V vay vay)

Bu gün sırada Tricia Sullivan var. Sullivan bu seneki Eastercon'un ana katılımcılarından birisi. Biz tembellik yaptığımızdan bilet almadık, biletler bitmiş ilk defa. Neyse. Bir dahaki sefere.

Tricia Sullivan da diğer yazarlar gibi nasıl yazdığını, yazamadığını ve yazarlık hayatındaki zorluklardan bahsetti. Dinlemenizde kesinlikle yarar var! Şaka bir yana, eğlenceli ve iyi bir konuşmaydı.

MP3 linkleri cart curt hemen aşağıda.

Çizgi Roman İnsanları / Comic Book Men


Comic Book Men pek sevdiğim Kevin Smith'in şimdilik altı bölümlük televizyon dizisi.Dizi Jay and Silent Bob's Secret Stash adlı çizgi roman mağazasında geçiyor. Ağır çizgi roman geyiği içeren bir dizi. Tam Kevin Smith tarzında. Jay and Silent Bob sevenler kaçırmasınlar. Ama uyarmadı demeyin çook geyik. Aşağıda ilk bölümünün tamamı var.

Pazartesi, Nisan 02, 2012

Kudemanın Acelacayip Söylenceleri


Aklıma Charles Stross'un Jennifer Morgue kitabı geldi :)

http://www.goominet.com/unspeakable-vault/

60 Saniyede Harry Potter

Şükür daha uzun değil :)

Kurt Vonnegut'dan Yeni E-Kitap


Kurt Vonnegut'un General Electrics'de çalıştığı yıllarda Mark Harvey mahlası ile yazdığı ve pek çok kitabevi tarafından reddedilen kısa romanı Basic Training/Temel Eğitim e-kitap olarak yayınlandı. 1940'larda yazılan roman bir piyanist  olan Haley Brandon adlı genç hakkında.Amazondan kindle için indirmek mümkün.



Haberin Kaynağı:
http://www.inquisitr.com/212097/kurt-vonneguts-basic-training-finally-released-amazon-kindle-store-gets-exclusive/
http://ebookfriendly.com/2012/03/25/kindle-single-basic-training-kurt-vonnegut/

Pazar, Nisan 01, 2012

Harabe

Harabe/Ruin felaket sonrası bir şehirde geçen, bence çok başarılı çizimleri olan bir kısa film. Yeşillikler, sinekler, harap binalar, modellemeler pek güzel olmuş. Odd Ball Animation çalışanları oturup yapmışlar. Valla ellerine sağlık.