Pazartesi, Ekim 06, 2014

Uzayın tehlikeleri

Uzay büyük bir bilinmez. Neleri barındırdığının halen çok sızın biliyoruz. Dead Moon Walking uzayı ve tehlikelerini çok güzel ve keyifle anlatan bir seri çizgi film. Kısa kısa yapılmış bölümleri var. Hakkında çok fazla bilgi bulamadım. Anladığım kadarı ile Make Visual ekibi tarafından yapılmış. Sitesinde bölümleri ayrı ayrı bulabilirsiniz. Sıradan hepisi de aşağıda. Ne demiş Heinlein "Have spacesuit, will travel". Aman dikkat, önce emniyet! Fatih sağ olsun, ondan çaldım.

Pazartesi, Eylül 29, 2014

Bir Deliliğin Dağlarında incelemesi

H.P. Lovecraft okuyanlar bilirler. Lovecraft okuması, anlaması ve hatta bazen sabredip sonuna kadar gitmesi zordur. Yazarın anlatımı biraz da farklı bir döneme aittir. Tekrarlar vardır. Ortamlar gariptir. Karakterler tekinsizdir. Belki de bunlar Lovecraft'ı benzersiz yapıyordur. O da başka bir tartışma. Yiğit sağ olsun sayesinde bu önemli yazarı daha iyi anlamak için elimizde görüntüler geçti. Aşağıdaki görüntüler gayet günlük hayatta konuşulan sade ve basit bir dille size Deliliğin Dağlarında adlı eseri ve yazarın yazma alışkanlıklarını anlatıyor. Fakat bir sorun var o da bizim günlük hayatımızın değil bir Afrikalı Amerikalı'nın günlük dili ile aktarılıyor. Lütfen ön yargılı ya da ırkçı bir yaklaşım içine girmeyin. Bir fırsat verin. İzleyin. Dinleyin. Kaçırmayın. Aydınlanın.

Pazartesi, Eylül 22, 2014

Deadpool filmi çekiliyor, gerçekten

Pek sevdiğimiz, eğlenceli, zirzop, çenesi düşük, gayri ciddi ve en önemlisi ölmek konusunda ciddi sorunları olan karmaşık kahraman Deadpool'un filmi gerçekleşiyor. Geçenlerde Ryan Reynolds ile çekilen test görüntüleri ineternete düşmüştü. Gözüken bu görüntüler sonrası insanların vermiş olduğu olumlu tepkiler işe yaramış. Filmin çekileceği ve 2016 Şubat'ında yayınlanacağı açıklandı. Yönetmen koltuğuna pek takdir ettiğim Blur Studios'tan Tim Miller oturacak gibi duruyor. Sonunda beklediğimiz ve istediğimiz Deadpoo filmine kavuşacağız gibi. Haydin hayırlısı.

io9'dan

Pazar, Eylül 21, 2014

Toz

Toz/Dust Alan Rickman ve Jodie Whittaker'ın oynadığı kısa bir film. Rickman filmde bir kızı ve annesini taa evlerine kadar takip ediyor. Sonu ise pek ilginç. Seyretmeniz tavsiye olunur. Hemencecik aşağıda.

Cumartesi, Eylül 20, 2014

Hitit Gunesi Epizort 84 - Charlie Stross ve Picocon!


Bazen tembel editörünüzün ne kadar tembel olduğuna inanmak zor oluyor.

Şubat 2014'te Londra Emperyal Kolejinde Picocon 31 gerçekleşti ve Charlie Stross çok güzel bir konuşma yaptı. Bir saate yakın bu konuşmada yeni roman fikirlerinden tutun (ehem, basıldı ve yayınlandı), İskoçya referandumunun belirginsizliğinin nasıl kendisinin bazı kitapları yazmasını engellediğini uzun uzun anlattı. Kendisinden hayli bir süre önce izin istemiş ve almış olmama rağmen, her nasılsa yayına koyamadım bu dosyayı.

Madem İskoçya referandum sonuçları belli oldu, bazı seçeneklere yol açıldı diye umarak... İşte evet! Sonunda 32 kısım tekmili birden!

Charlie Stross huzurlarınızda!

Bu kaydı yayınlamamıza izin verdiği için Charlie Stross'a çok teşekkür ederiz.

Picocon 31 iki gün olarak 14 ve 15 Şubat 2014'te Londra'da olacak. Herkese tavsiye ederiz! En arkadaş canlısı con!

Pazar, Eylül 07, 2014

Gel Tolkien kardejjj, öpüjjjeem

Sadece meyhane değil burası!
Aynı zamanda öğrencilere burs
sağlayan bir mekan!
Şu anda Oxford’da Lamb And Flag (Kuzu ve Bayrak) meyhanesinde oturmuş ‘Huh?’ adlı bir biradan yudumluyorum.

Bu meyhane, hemen karşısındaki The Eagle And Child (Kartal ve Çocuk) ile beraber Tolkien ve saz arkadaşlarının öğrencilerle boğuşmaları arasında oturup edebiyat tartıştıkları iki ana meyhaneden birisi ve buram buram tarih kokuyor. Bira seçenekleri son derece geniş olan bu mekan son derece tatlı bir havasıyla bunca sene niye buraya bir uğramadığım sorusunu hatırlatıyor. Ne yazık ki son derece şirin olan Kartal ve Cocuk meyhanesinin girişindeki küçük kabinler doluydu ve eskiden Tolkien ve Lewis'in grubunun toplandığı oda artık içinden geçilen bir koridora dönüştüğünden pek bir zevk vermez haldeydi. Sonuçta aklın fikri bir, tarihte de Tolkien ve Lewis'in Mürekkepçi tayfası burada buluşmaktan vazgeçip youn karşısındaki Kuzu ve Bayrak'ta bulmuşlar. Ne yazık ki Kartal ve Çocuk'un bira seçenekleri hakkında aynısını söyleyemeyeceğim. Büyük bir meyhane şirketinin satın almasıyla hem yiyecek hem de içecek konusunda son derece zayıflamış diye okudum, içecek olayında gerçekten hak verdim. Sadece dört ale pompası vardı, birisi (hayli standard bir Brakspear) ben uğradığımda çoktan bitmişti, geriye sadece üç tane ilginç denebilecek bira varken sadece birisi yerel idi, bir tanesi Avustralya'dan gelen bir fıçı idi ancak ben mümkün olduğunca yöresel biraları tercih eden birisi olduğumdan tenezzül etmedim.

Cumartesi, Eylül 06, 2014

Kafayı Niheidim

Tsutomu Nihei.

Tam da bu bulutlu, iç karartıcı ve uykulu günde ne yapacağımı düşünürken kapı çaldı. Haddinden fazla neşeli bir postacı, merdivenlerin bile tümünü çıkmaya üşenerek bana bir kutuyu resmen fırlattı, iyi günler dileyip vınladı. Tabii burada İngiliz Posta Ofisinin özelleştirilmesi ve çalışanlarına inanılmaz bir derecede yük bindirmeleriyle artık postacıların yürümekten vazgeçip postaları kapıdan kapıya koşarak etrafta dolaşmasından uzunca bir şekilde bahsedebilirim ama bir elimde bir kutu, öteki elimde az kalsın kapının önüne döktüğüm kahve, ayağımla kapıyı kapatarak içeri geçtim ve kutuyu açtım, içindekileri serpiştirdim.


Devamı aşağıda...


Salı, Eylül 02, 2014

Unearthed

Ağustos demeden İngiltere'de üşütüp hasta olmanın güzel yanı, ekrana boş boş bir şey düşünemeden bakmaya bir bahane bulunması.

Haliyle insan Youtube'da Vimeo'da bilim kurgu kısalarına takılır buluyor kendini.

Unearthed adlı film yine bana bu devirde düşük bütçe animasyonlarla neler neler yapılabildiğini hatırlatıyor diyecektim, 2012'de yapıldığını fark ettim! Daha yeni filmlere bakıp kendi yeteneksizliğimden nefret etmenın zamanı geldi.

Pazar, Ağustos 31, 2014

Banks, Hamilton ve Reynolds

Buraların meşhur takoz roman üreticilerinden Iain M. Banks, Peter F. Hamilton ve Alastair Reynolds, 2012'de bir araya gelip Google Play'da bir söyleşi yapmışlardı. Iain M. Banks anısına ve diğer yazarların dediklerinin de ilginç olacağını düşüğündüğümden bir hatırlatayım dedim.




Loncon3'te Peter F. Hamilton'un da katıldığı, detektifler hakkında bir panele takıldık, bu kez Alastair Reynolds'a denk gelmedik ancak 2009'da Picocon'da dinlemiştim.


O zmanalar Alastair Reynolds daha gözümde yeni, amatör olarak gözüküyordu, aradan 4 sene daha geçti, takoz üretmeye devam ediyor!

Cuma, Ağustos 29, 2014

Teknoloji Harikası

Daha birkaç gün önce Iain M. Banks'ın Kültür romanlarından esinlenmiş bir kısa film yayınlamıştım. Şimdi de Banks'ın Kültür ve 1970'ler Dünyasını çakıştırdığı çok da fazla bilinmeyen Teknoloji Harikası'nı sunuyorum sizlere.

Çarşamba, Ağustos 27, 2014

Bize de bir Lessing lazım

Sinirden kafayı yemiş
muhabiriniz bildiriyor

Nobel edebiyat ödüllü bilim kurgu yazarı Doris Lessing, geçen sene vefat etmişti ancak gençliğinin büyük kısmını geçirdiği Zimbabve'ye katkısı devam ediyor.

Üçbinden fazla kitap, Lessing'in kendi kütüphanesinden ayaklanıp kendilerini Zimbabve'deki çeşitli halk kütüphanelerinde bulacaklar. Bir çok kütüphane yeni kitap alacak bütçeye bile sahip değilken bu kitapların varlığı bir çok kişinin hayatını değiştirmeye yeter olsa gerek.

Yıllar önce Saraçoğlu mahallesindeki halk kütüphanesine uğramıştım. Ankara'nın göbeğinde olan bu İl halk kütüphanesinde okuyacak tek bir bilim kurgu kitabı bulamamıştım. Acaba istesek bize de verirler mi Doris'in kitaplarından? Göbek derken, Kızılay'ın ortasında olan bir kütüphaneydi, İl kütüphanesi olduğunu yeni öğrendim.

Her mahalleye böyle kitaplık lazım.
Burada büyük bir kasaba ile birkaç yüz kişilik bir köyün kenarında yaşıyorum. Her ikisinin de kitaplığı var.

Zaten Saraçoğlu mahallesini de yıkıp yerine AVM yapacaklarmış. Yakışır, ne dersiniz?


Harry Potter aslında bir ruh hastası mı?

Harry Potter serisinin bir kitabını bile okumadım. Bunun herhangi bir nedeni de yok. Üşengeçlik. Önceliğin başka kitaplarda olması. Yeni uzun bir seriye başlamak istememek ya da sadece okumamak. Onun yerine filmlerini seyrettim. Kiminde sıkıldım. Kiminde eğlendim. özetle ne severim ne de sevmem. 

Bu arada yıllar içerisinde kitap ve yazarı J.K. Rowling hakkında pek iddiaya denk geldim. Tembellik yapıp biri hariç hiç birinden bahsetmeyeceğim. Okuduğum en dişe dokunur iddia ise Harry Potter özel yetenekleri olan bir büyüce değil bir akıl hastası ve meşhur okulu Hogwarts'ın da bir okul değil düpedüz bir tımarhane olduğudur. Geçen gün Radikal'de denk geldiğim bu iddianın doğruluğu ve eksik yanları tartışılabilir. Ancak yazan kişinin savları hiç de fena değil. 

Bilim kurguda ve fantezide yaşanan tüm olayların bir sanrı olduğu, gerçek olmadığı ya da kişinin kafasında yaşandığına dair pek çok örnek var. Biraz üzücü de olsa okuduğunuz kitaptaki pek çok ögenin aslında anlatan kişinin ya da kahramanın hayal gücü olduğu, hastalıklı zihninin ürettiği ögeler olduğu ve aslında kendine bir dünya yaratmak üzere yapı taşları olarak kullanıldığı gerçeği ya da ihtimali her zaman bana biraz depresif ve acıklı gelmiştir. Ne de olsa biraz da kaçış edebiyatı olarak okuduğumuz bu kitapların bazı gerçekleri yüzümüze vurması pek de hoş değildir. 


Velhasıl Potter'ın pek çok şeyi zihninde yaşadığı, şiddete eğilimi olduğu ve meşum Voldemort'un onun ikinci benliği olması fikirleri benim için tüm serinin ilginç bir okuması. Bir de komplo teorisini güçlendirmek için Rowling'in gerçek hayatta ruh sağlığı bozuk çocuklara yardık ettiği detayı var ki üzerine pek çok teori inşa etmek mümkün. Aşağıda Radikal'in bağlantısı ve asıl yazı var. Karar sizin. Yoksa boş bakışları, garip saçı, yuvarlak gözlükleri ile Harry bir nevi Karındeşen Jack miydi?

Salı, Ağustos 26, 2014

Gerçek Birşey

2014'ün Dünya Bilim Kurgu Kongresi Loncon3 daha yeni bitti denebilir. Yani tembel podcast editörünüze göre yeni bitti. Loncon3'ün Saygıdeğer Ziyaretçilerinden birisi Iain M. Banks olacaktı ancak ne yazık ki bildiğiniz gibi kendisini zamansız kaybettik.

Yine de Loncon3 Banks olayları ile doluydu. Bunlardan birisi 'Oyunların Oyuncusu' romanında bahsi geçen Azad'ın kurallarını yaratmaya çalışmaktı. Bu gün paylaşacağım video da bu romandan esinlenmiş.


Bu da Londra'da Excel'de Azad ile uğraşanlar, oyun kurallarını yayınlarlar umarım!

Kuralları anlamak İmparatorluk yönetmek kadar zordu, ben anlamadım. Kozan lazım!

Pazar, Ağustos 24, 2014

Tek kare Usagi

Usagi Yojimbo pek sevdiğim bir tavşan samuray. Kendisi ile tanışmam ilkokulda elimde kafa ayarı tornavidası ile Commodore 64 oynarken olmuştu. Oyun yüzünden mi, tipinden mi bilmem o yaştan beri pek severim. Bir grup hayranı oturmuşlar ileride film olabilecek şekilde tek kare canlandırma Usagi'nin bir kısa filmini çekmişler. Tabi ki bunu yaparken de izin almayı ihmal etmemişler. Aradaki kısa bir kısmı saymazsak tamamı tek kare. Eğlenceli olmuş. Bana eski günleri anımsattı. Buyrunuz tavşan korumamız Usagi'ye.

Cumartesi, Ağustos 23, 2014

Batman ne kadar gölgede kalabilir?


Bir çok Amerikan çizgi romanı ellili yıllardan başlayarak çizilen, okunan çizgi romanlar. Kahramanlar, kötüler, etraf, teknoloji ve hatta cinsiyetler bile yıllar içerisinde günün şartlarına uygun olarak değişiyor. Bunun pek çok örneği var. En yakın örnekleri Örümcekadam’ın artık Afrika kökenli olması ile Thor’un cinsiyeti.

Nette bir süredir Batman ve gizli kimliğini koruması konusunda tartışmalara denk geliyorum. Nasıl karakterler gelişiyor, değişiyorsa çevresineki dünyadaki özellikle de teknolojik değişikliklere ayak uydurmak için kullandıkları yöntemlerde değişiyor. Bu çerçevede iki görüş var. Bir tarafta günümüz izleme teknolojileri ile Batman’in kim olduğu anlaşılmasının hiç de uzun sürmeyeceği ve akabinde Wayne malikanesinin kolluk kuvvetleri tarafından basılacağını savunan bir görüş var. Diyorlar ki mevcut izleme yöntemleri ve cihazları ile aşağı yukarı bir ayda Bruce Wayne’in tüm operasyonları ortaya çıkartılır. Açılan davadaki iddiaların en azı şirket hesaplarında sahtecilik, yasa dışı silahların kullanımı, kamu malına zarar, kamu görevlilerine mukavemet olacaktır. Detayını buradan okuyabilirsiniz. (http://observationdeck.io9.com/how-long-would-batman-last-in-the-real-world-1606594228)

Diğer yanda ise gözde milyoner veyahut milyarder bekarımız Bruce Wayne’in sahip olduğu teknoloji ile pek çok hareketini gizleyebileceği, arkasında bıraktığı izleri kolaylıkla silebileceğini iddia ediyorlar. Bir “Şehir Efsanesi” olarak Yarasadamın bu efsaneyi devam ettirmek için tek yapması gerekenin şirketleri vasıtası ile ürettiği, sattığı o üstün teknolojik cihazları kullanması olduğu söyleniyor. Kritik noktadaki ışıkların söndürülmesi (son filmde vardı) belirli sokak kameralarında geçici arıza ya da kayıtların bozulması ya da en çetrefilli olarak son model akıllı telefonlar ile çekilen resimlerinin ağdan ve cihazlardan tek tek silinmesi. Bu teknolojik oyuncakların Kara Şövalye’nin gecelere karışan bir efsane olarak kalmasını sağlayacağı ifade ediliyor. Bu tez ile ilgili yazılanlar da ahanda burada. (http://io9.com/how-can-batman-stay-an-urban-legend-in-a-world-of-sur-1617918310)

Bence Batman ya da başka kahramanın günümüzdeki dünyada barınabilmesi çok da muhtemel değil, fakat unutmamız gereken bir nokta ise bu kahramanların ortaya çıktıkları ve yaşadıkları evrenlerin farklı gerçeklikler olarak dünyamızdan bambaşka dinamikler ile çalışıyor olması. Özetle biz de ne bizim dünyamızdan siz onlarınkilere bakın. Zaten çizgi romanlarda biraz da bu nedenle yoklar mı?