Cuma, Ocak 29, 2010

Hitit Güneşi Epizort 26! Zombiler Ankara'da!

Yigit'e kayıt, editing işini yükleyen kişilerin başında:
Bütün kopiraytı Flickr'a yükleyen arkadaşta. :)

Şaka bir yana, bütün işleri Yiğit'e yıktık. Sağolasın Yiğit Usta!

Ve işte karşınızda en son podkastımız!



Ankara'da buluşan bir kadromuz boş durmadı ve aşağıdakilerden bolca bahsetti....

Geç kaldık ama kayıtlar tekrar düzene giriyor gibi. Kaybolmadık!

5 yorum:

m1fcj dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
m1fcj dedi ki...

Starship Troopers'a amma sokmusunuz. Favori kitaplarimdandir oysa ki. Heinlein'in militarist Amerikan Liberalizm mesajlarini pas gectiginizde geride kalan olaganustu surukleyici, heyecanli bir mil-SF kitabi kaliyor geriye. Ayrica power armour olayindan ilk bahseden herif bildigim kadariyla Heinlein amca.

Banu dedi ki...

Cevabi Forever War'da vardi ama galiba gecmis bir epizortun konusu zaten. (Notlar yalan soylemiyorsa Epziort 10)

Bir de Old Man's War'un yazari, Hitit Gunesi tayfasinin da muridleri arasinda oldugu Scalzi amcanin soyle bir yazisi var blogunda: The Zombie Robert Heinlein Rises From the Grave Yet Again to Annoy the Politically Correct

Zombie ve Heinlein diyince aklima geldi. :o)

emra dedi ki...

Degisik bir bolum olmus, studyo Koda'ya tesekkurler. :) Biraz gecikmeyle dinledim, ama sert bir Heinlein taraftari olarak Hakan'in soylediklerini de artirayim madem.

Ben Heinlein'in cok da propaganda yapan bir yazar oldugu gorusune katilmiyorum. Evet, kisisel olarak "liberteryen" adi verilen, guclunun kazandigi (bana gore sapikca) bir tuhaf anarsizm fraksiyonunu savunuyor. Serbest piyasa ekonomisini kokune kadar destekliyor, sosyal acilardan baskalarinin sinirlarina da (guclu oldugun surece) gecebildigin ozgurlugu yuceltiyor. Bireysel silahlanmaci vs vs...

Ama kitaplarinda karakterlerinin son derece tutarli oldugunu dusunuyorum. Politik acidan bana daha yakin olup da bunu surekli anlatici diliyle kafama kakan didaktik yazarlara bin kere tercih ederim haynlayni. Ozellikle ilk kitaplarinda, eski bir asker olmasinin yansimalarini gormek mumkun. Ustelik donemin amerika ruhunu dusununce son derece ilerici bir bakisi oldugunu dahi savunabilirsiniz. Ozellikle altmislardaki cinsel ozgurluk hareketine yaptigi katkilar, onun kendini sansurlemeden yazi yazmasindan kayaklaniyor. Buna karsilik, haynlaynin cinsel ozgurlugu cok fena halde eril izler tasiyor. Asagida linkini verdigim podcastte de (ki "yaban diyardaki yabanci"nin bir incelemesidir) bu konuya deginilmis. Ozellikle Haynlayn'in kadin karakterleri isleyisi rahatsiz edici. Butun kadinlar yerdegisebiliyor, hepsinin ortak bir sesi var, ve bu ses cok ciliz bir ses. Aciz, yardima/kurtarilmaya muhtac vs... Hele hele eger lazarus long kitaplarini okuduysaniz (ki ben mazosistce okumustum bir surusunu zamaninda) bu karakter Heinlein'in alter-egosu oldugu icin adamin dusunce dunyasindaki saplantilarini, komplekslerini son derece acik sekilde gozler onune suruyor.

Gelgelelim, Heinlein'i tartismak, ve bir cirpida "fasist" diye silip atmak buyuk haksizlik. Ozellikle guclu ana karakter yaklasiminin islemedigi istisnalari not etmek bakimindan,
Moon is a harsh mistress'deki ve Job'daki Alex karakterlerini de hatirlatip, cekileyim karanlik ve nemli koseme.

Yorumda sozu gecen podcast:

http://www.kickassmysticninjas.com/2005/11/02/show-2-stranger-in-a-strange-land/

m1fcj dedi ki...

Iyi demissin. Ayrica KAMN benim bu podcast olayini yapalim dememin ana sebeplerindendir :) Onlar kadar organize olamiyoz ama. District 9 yapalim dedik, ben hala izlemedim!