Pazar, Kasım 20, 2011
Gate: Genler Üzerine Bir Kısa Film
Cumartesi, Kasım 19, 2011
Neuromancer Filmi Olacak Gibi

En sonunda William Gibson’un çığır açan başyapıtı Neuromancer’i filme çekmeye karar verdiler. Ne yalan söyleyeyim bunca yıldır çeşitli çap ve ebatta, envai çeşit bilim kurgu kitap uyarlaması filmler havada uçuşurken, Neuromancer’ı neden düşünmediklerini hep merak ederdim. Nedenini öğrenemesem de en azından filmi çekilecek. Veyahut çekilmeye çalışılacak. Cube ile Splice’ın yönetmeni Vincenzo Natali ve prodüktör Peter Hoffman film için çalışmalara başlamış. Hatta Hollywood dedikodu kazanına göre Bruce Willis ile görüşmelere başlamışlar, ancak Willis’in hangi karakteri oynayacağı meçhulmüş. Gözüken o ki ya Henry Dorsett Case ya da Armitage’i oynayacakmış o da senaryoyu beğenirse. Bize düşen sabredip beklerken, iyi bir iş çıkarmalarını ummak.
Cuma, Kasım 18, 2011
Perşembe, Kasım 17, 2011
Vatikanın Son Kahramanı: Ten Ten
http://www.sabitfikir.com/haber/vatikan-tenteni-kahraman-ilan-etti
Çarşamba, Kasım 16, 2011
Pamuk Prenses ve Avcı (Snow White and the Huntsman)


Salı, Kasım 15, 2011
XXIT - Blade Runner Kısa Filmi
XXIT from Stargate Studios on Vimeo.
Pazartesi, Kasım 14, 2011
Do Androids Dream of MORE Electronic Sheep?!?

Philip K. Dick’in muhteşem romanı “Do Androids Dream of Electronic Sheep”’den 1982 yılında çekilen Blade Runner filminin yönetmeni Ridley Scott, Wall Street Journal’ın blogu “Speakeasy” ile yaptığı görüşmede filmin devamını çekmek için çalışmalara başladığını ve senaryo için yardım edecek yazar aradığını söylemiş. Ancak çekilmesi düşünülen filmin Blade Runner’dan öncesinde mi yoksa sonrasında mı geçeceği belli değil. Daha çalışmalar yolun başında olsa da kesin olan bir konu var ki o da, yeni filmde Rick Deckard’ın olmayacağı. Açıkcası Deckard’ın olmaması pek hoşuma gitmedi ancak illaki de ortaya kötü bir film çıkacak diye bir şey de yok.

Bu arada Scott’ın bekleyen projeleri gani. Konuşulanlar arasında Leonarda Di Caprio ile Aldous Huxley’in Cesur Yeni Dünyası, Alien’ın öncesini anlatan iki filmden oluşan bir çalışma ve İngiliz yazar David Peace’in dörtlemesi “Red Riding”’in dizisinin film uyarlaması var. Umarım film iş yoğunluğundan dolayı rafa kalkmaz.

Pazar, Kasım 13, 2011
Brian W. Aldiss - The Dark Light Years
- Brian W. Aldiss - The Dark Light Years
- Yıl: 1964
- Sayfa: 159
- Ben ne okudum: Four Square Books versiyonu İlk Baskı 1966
İngiliz Yeni Dalga akımının, hatta 1960'larda bütün bilim kurgu dünyasını talan eden Yeni Dalgacıların en başında gelen Brian Aldiss'in satirist bir yaklaşımla yazdığı bunalım ve karamsarlık dolu bir İlk Karşılaşma (temas lafı kullan dendi ama hoşuma gitmiyor o laf nedense) romanı olan Karanlık Işık Yılları (The Dark Light Years) romanını bir solukta okudum desem yalan olur. Yurt içi (ama ülke dışı!) iş yolculukları , akşamları çalışmalar filan derken 159 sayfayı bitirmem bi hafta aldı. Rezil bir durum. Zaten keyifsiz bir dönemime de denk gelmesi ve kitabın karamsarlığı ciddi bir bunalım havasına soktu beni.
Öte yandan okuduğum en iyi ilk karşılaşma kitaplarından birisi olduğu kesin. Bir türlü okumayı başaramadığım ama bana defalarca anlatıldığından okumuş kadar olduğumu zannettiğim Stanislav Lem kitabı Fiyasko aklima geldi biraz. Ancak bu kitap Fiyasko'dan 20 küsür önce yazılmış.
Herneyse, sadede gelelim. Once kısa bir özet.
Dapdrof gezegeninde yaşlı bir insan, Ainson, iki tane utod, Snok Snok Karn ve Quequo ile sohbet etmektedir. Ainson artık ölme zamanı geldiğine işaret edince utodlar da mutluluk gösterirler ve Ainson'un leş yaşamını hevesle beklediklerini ifade ederler. Aionson haydi iyi geceler, benden bu kadar derken Quequo ve Snok Snok Karn ise eski günleri yadetmeye başlar.
Kitap Utok'ların yeni bir gezegen keşfetmesiyle başlıypr ve en başından sonuna kadar karamsar bir hiciv ile yazılmış. Uzaylılar yeni bir gezegene ilk defa indiklerinde ilk dedikleri "Bence bir hata" ve nitekim gezegene bu ismi veriyorlar. Bir süre ne yapacakları hakkında tartıştıktan sonra gezegenin yeterince iyi olduğuna kanaat getirerek imparatorluklarına katılıyorlar: "Bu toprakların tümünün Üçlü Yıldız'lara ait olduğunu ilan ediyorum. Sıçmaya başlansın!"....
Şaka değil. Scalzi'nin en uzun bir osuruk esprisi yapacağım demesine benzeyen bir olay olmasına rağmen Aldiss zamanla neler olup bittiğini açıklıyor. İnsanlık tarihinde Uygarlık bir insanın kendisiyle dışkısı arasındaki mesafe ile ölçülürken Utod'ların tarihleri ve yaşam şekli bunun tam tersi. Bok içinde domuzlar gibi uzanıp keyif yapmayı en büyük değer sayan bu uzaylılar ne yazık ki tam bu anda bir İnsan grubuna yakalanıyor. Haliyle İnsanlık da en iyi yaptığı şeyi yaparak yaratıkların ikisi haricinde hepsini hemencecik vuruveriyor.
Burada hikaye Utod'ların bakış açısından İnsanların bakış açısına geçiyor.
Yeni gelenlerin bir keşif gemisinden olduğunu ögreniyoruz. Geminin uzman araştırmacısı Ainson bu yaratıkların rastgele bir hayvan olmadığını, uzaylılar olduklarını ögrenyor ve bok içindeki gemilerini bulunca ve Dünyaya hayvanlarla gemileri götürmeyi başarınca aniden kendisini meşhur buluyor, Yaratıklar da kendilerini İngiltere'de bir hayvanat bahçesinde.
Dünya'da ise İngiltere ve Brezilya savaşmakta ve ekonomik ve sosyal yaşam ilginç yönlere gitmekte. Öte yandan kitabın geri kalanı Utod'ların ve İnsanların birbirleriyle ilişkiyi geç, herhangi bir haberleşme yöntemi kuramaması hakkında. En sonu herkes için üzücü bitiyor denebilir. Son sayfada bir ümit bırakmış dayanamayarak.
Aldiss arada bir sürü yan karakterin hikayesini anlatmaya çalışıyor ancak topu topu 150 sayfalık bir şey içerisinde herhangi bir derinliğe girmesi mümkün olmuyor. Özellikle şimdiki zamanlardaki bir burun silmesini 1500 sayfada anlatan bilim kurgu/fantazi yazarlarına alışık okuyucuların bu kitapta istediklerini bulmaları çok zor olacak. Öte yandan bu 2010'larda değil başka uzaylılarla veya dünyadaki başka olasılıkla yeterince zeki goril veya yunus gibi hayvanlarla ileşim kurmayı bırakın, insan insana herhangi bir şekilde anlaşmayı başaramıyorken Aldiss'in bu kitabı beni etkiledi. Tümüyle farklı bir kültürü, tarihi dışında sadece kafasındaki tırtıklarla değil, 6 nefes borusu, iki kafası ve götlerinden de ses çıkartarak konuşan, çamur ve bok içerisinde olmayı kutsal bulup felsefe tartışan bir kültür ile iki ayak üstünde yürüyen, kendi vücudundan o kadar utandığı için sürekli üstlerini kapatıp aynı fikirde olmadığı her benzerini ve tadı iyi olanları yemek için, kötü olanları zevk için öldürmeyi kendisine amaç bilen bir kültür nasıl bir iletişim kurabilir ki?
Benden 5 yıldız.
Ten Ten'in Maceraları: Tekboynuzun Sırrı
Valla ne yalan söyleyeyim ben bile performansım şaşırdım. Gidip Ten Ten’iseyrettiğim gibi, üzerine bir de yorumunu yazıyorum. Sanırım yıldızlar doğru konuma gelmek üzere. Sevdikleriniz ile vedalaşın :)
Cumartesi, Kasım 12, 2011
HBO'nun Kara Kulesine Rakip: Under the Dome

HBO’nun çekmeye hazırlandığı Stephen King’in Kara Kule serine rakip çıktı! Deadline’ın haberine göre Showtime kanalı King’in 2009 yılında yazdığını, dış dünyadan garip bir şekilde ayrılan Maine’deki Chester’s Mill nahiyesini anlattığı Under the Dome romanını dizi olarak çekmeye hazırlanıyor. Bu konuda çizgi roman ve Lost’un yazarı Brian K. Vaughan ile anlaşmışlar. Ne demişler rekabetten gelişme veyahut başarı doğar. (ya da benim sallıyor olmam daha mümkün) Ancak her şekilde kazanan seyriciler ve King’in sevenleri olacak gibi görünüyor.

Cuma, Kasım 11, 2011
The Hobbit - An Unexpected Journey

Soldan sağa: Nori (Ed Brophy), Fili (Dean O’gorman), Dori (Mark Hadlow), Bofur (James Nesbitt), Gloin (Peter Hambleton), Dwalin (Graham Mctavish), Thorin Meşekalkan (Richard Armitage), Balin (Ken Stott), Oin (John Callen), Bombur (Stephen Hunter), Bifur (William Kircher), Ori (Adam Brown) ve Kili(Aidan Turner).






