Pazartesi, Eylül 16, 2013

Hayatımızı mahvedenler 2

Çocukluğumuzda seyrettikten sonra hayata bakışımızı, dizlerden, filmlerden ve hatta kitaplardan beklentimizi değiştiren dizi ve filmleri sıralamaya devam edeceğim. Dediğim gibi bunlar beni mahvedenler, benim yorumlarım. Ama eminim geniş bir kesişim kümemiz var. Bundan başka bir bölüm daha yazacağım.

7 Otherworld
Az kişinin hatırladığını tahmin ettiğim bir bilim kurgu dizisidir. Mısır’da tatillerini geçirmekte olan bir aile piramitleri gezerken yıldızların doğru konuma gelmesi nedeni ile kendilerini başka bir gezegende bulurlar. Bu gezegende daha gelişmiş bir teknoloji, daha otoriter bir yönetim ve daha çok tehlike vardır. Detayları çok hatırlamasam da namluları elin altında kalan silahları çok net hatırlıyorum. Son bölümünü dershanedeki sınav yüzünden kaçırdım. Halen sonunu bilmiyorum :)

8 Galactica
Deli gibi seyrettiğim, arkadaşlarla kendi aramızda oynadığımız, hatta ve hatta bir dergide renkli kalem reklamında çizimin görüp defalarca çizmeye çalıştığım ve çizime yeteneğimi olmadığını bana anlatan dizidir. Rahatsız edici sesler eşliğinde gözleri hareket eden Saylonlar, gemileri, tasarımına o dönem hastası olduğum Viperlar (ama X-Wing hepsini döver) gemilerin Galatica’dan ışıklar içerisinde çıkışı beynime kazınmıştır. Pilotların maço tavıları, babacan Kaptan Adamo muhtemelen bir türlü oturmayan karakterimin nedenlerindendir. İşin garip tarafı diziye bayılsam da bir kaç sahne ve görüntü haricinde çok az detay hatırlıyorum. Yeni Galactica’yı sevemedim. Bu da not düşülsün.

9 Yıldız Savaşları
Bir çocuk düşünün, yaş 5-6 civarı, Ankara Nergis sinemasında balkonun demirlerine sarılmış Yıldız Savaşlarını seyrediyor. Aslında söyleyecek çok fazla bir şey söylemeye gerek yok. Halen şu yaşta iki iri ataç/klipsi birbirine geçirip X-Wing yapıyorsam siz anlayın bana verdiği hasarı. Beni o kadar kötü etkiledi ki son çekilen üç Yıldız Savaşları filminden dolayı Lucas’tan nefret ediyorum. Darth Vader’dan Yoda’ya, Luke’tan Han Solo’ya, Kum Adamlardan Jawalara, X-Wing’den Tie Fighter’a, Lazer Silahından Işın Kılıcına ve aklıma gelmeyen tüm diğer detaylar ile sonun başlangıcıdır. Beni dönülmez şekilde değiştiren seridir.
 

10 Clementine
Kesinlikle çocuklar için yapılmamış bir çizgi film. Bakmayın siz duruşuna, kesinlikle karamsar havası ve şeytani detayları ile çocukları intihara meylettiren bir dizi idi. Eminim araştırılabilse ilerleyen yıllardaki pek çok intiharın altından bu dizi çıkacaktır. Biteviye olumsuzluklar olduğunu hatırlıyorum dizide. Fransızlar bir psikolojik deney için de yapmış olabilirler. Hep bunaltıcı, depresif olduğunu hatırlıyorum. Ama müziği güzeldi ya da o yaşta aklımda öyle kaldı. Dershaneden çıkıp koşarak eve izlemeye gittiğimi hatırlıyorum. Bunun da bende izleri vardır.



11 Les mondes Engloutis
Başka bir iç karartıcı Fransız çizgi filmi. Sürekli kapalı mekanlarda geçen, eldeki minnacık ipucu ile yerin altındaki katmanlarda Atlantisi arayanyaları anlatan bir çizgi film. Konuşan bir gemi vardı. Galiba gevezeydi . Bunun da müziği etkileyici idi. Şimdi çizimlerine baktım da gerçekten kötüymüş.

12 Doktor Kim
Sanırım çocukluğumda değerini bilmediğim dizidir. Çok seyrettim. O dönem ki detaylarını neredeyse hatırlamıyorum. Serinin değerini ancak son yıllarda keşfettim. Yine de o garip kulübe ve atkılıi kıvırcık saçlı adamın akıl sağlığımı yitirmem de etkisi vardır.

7 yorum:

Hakan dedi ki...

Pazar sabahlarindaki TRT'deki anime filmleri unuttun Mert, neler neler izledik onlardan... Otekilerin hepsine hak veriyorum ancak Clementine iiih. Hep nefret ettim o diziden.

Bir de Ucan Kaz Nils.

EnT dedi ki...

Unuttuğum çok şey var. Pazar sabahları 1 2 ay korsan film serisi vardı. Onları da soliksuz seyrederdim. Nils ve Morton u unutmuşum. Altı tane daha yazacağım, sonra siz tamamlarsınız.

Clementine acayipti. Dedigim gibi tüm rahatsız ediciliğine rağmen seyrettim :p

Bülent Yanıkoğlu dedi ki...

Buck rogers ta bi android vardı. Adı neydi o arkadaşın?

Hakan dedi ki...

"bidibidibidibidibidibidi" arghghghgh!

EnT dedi ki...

Theopolis???

EnT dedi ki...

Pardon. Twiki.http://en.wikipedia.org/wiki/Twiki

Buket Akgun dedi ki...

Clementine ben 4. sınıftayken haftasonu öğleden sonra yayınlanırdı. Çok net hatırlıyorum çünkü dersanelerde yer kalmamıştı, ilkokulumun haftasonu dersanesine kaydettirmişti ailem. Clementine'e yetişebilmek için okuldan eve koşarak ve elbette sağa sola bakmadan geliyordum. Annem bir gün camda beklerken benim az kalsın ezilmeme tanık olunca kıyamet kopmuştu.

Malmoth'tan ne korkardım ne korkardım! Yine de izlerdim. Yıllar sonra (10 yıl kadar önce) tüm çizgi diziyi bir öğrencim getirdi ama Fransızca. Dayanamayıp birkaç bölüm seyrettim tek kelime anlamamama rağmen. Clementine'in kötürüm olduğunu unutmuşum. Müzikleri bile ağır depresyona sokmaya yeter. 2 sene öncesine kadar saçımın yarısını eflatun, yarısını pembe boyama hevesim olduğunu ve anabilim dalı başkanından izin bile kopardığımı itiraf edeyim.

Film haklarını Türk bir senarist kadın satın aldı. Hatta Helix'i Johnny Depp ve Hemera'yı Vanessa Paradis oynayacaktı. Kadın bir türlü yazamadı senaryoyu. Bu da rahat 10 yıllık hikayedir.