Çarşamba, Mayıs 14, 2014

Taht Oyunları ekrana taşınırken değişiyor mu?

Taht Oyunları son dönemde giderek daha çok takip edilen ve izlenen bir dizi. Bunda G.R.R. Martin'in öykü anlatımı, Westeros'un puslu ortamı ve HBO'nun diziye verdiği önem ile yaptığı yatırımın etkisi var. Ayrıca kitapların ekrana uyarlanış biçimi, alınan, çıkartılan ve eklenen bölümler de bu başarıda pay sahibi. Başta Yüzüklerin efendisi olmak üzere pek çok kitabın televizyona ya da beyaz perdeye uyarlanması üzerine ne kadar huysuzluk yaptığımı arkadaşlarım yakinen biliyorlar ve hatta bilmekten dolayı bir usanç ve pişmanlık içerisindeler dersem çok da abartmış olmam. Özellikle belirli kitapların görüntüye taşınırken yönetmenin hayal gücü ve çapı ile sınırlı kalmaları, kafasına göre ya da izlenme kaygısı (tamamen duygusal) ile yapmış oldukları değişiklikler beni bir hayli hoşnutsuz kılıyor. Bu düşüncelerimi de dile getirmekten, hem de birden çok defa, hiç çekinmiyor ve usanmıyorum.

Ancak konu Taht Oyunları olduğunda her nedense garip bir sakinliğe bürünmekteyim. Açıkcası nedenini çok da bilmiyorum. Tabi ki bu durumun yaşımın getirdiği olgunluktan olduğunu düşünmüyorum. Sanırım Taht Oyunlarında beni çeken öykü ve anlatım tarzından çok Martin'in kişi ve olaylara yaklaşımı. Karakterleri bütün yalınlığı ve eksiklikleri ile ortaya sermesi beni cezbediyor. Aynı şekilde olay örgüsünde kahramanların! zor, hatta imkansız durumlarda mucizevi bir şekilde kurtulmaları, zorlukları aşmaları bu kitapta yok. Hatta tam tersine acayip çuvallıyorlar. Stark ailesi bunun en belirgin kanıtı. 


Salı, Mayıs 13, 2014

H.R. Giger (1940-2014)


Rahmetli çalışırken
Pek sevdiğimiz, dahi diyebileceğimiz, sıra dışı çizer Giger'i dün kaybettik. Zürih'te düşmüş ve akabinde vefat etmiş. Yaratık ve daha niceleri yetim kaldı.
Başar'ın Giger hakkındaki notu: "Olur da yolunuz yakınlarına düşerse, Gruyeres kasabasında (İsviçre'nin Fransızca konusan kısmında, Almanca sınırına yakın) müzesi var rahmetlinin (adam kasabanın kalesini ve büyük kısmını satın almış bu arada) gayet güzel bilmediğim bissürü eseri var, dışarıda Giger temalı bir bar ve fondue yapan turistik bissürü restoran var. Kalede fantazi bilim kurgu sanat sergisi var. Bir tane oriyental temali muze var, aşağıda meşhur Gruyeres peynirinin yapıldığı yer var. Yakında bir köyde çikolata fabrikası var. Onların da müzeleri  var vs."

Diskdünya'yı okuma klavuzu

Evet Terry Pratchett'i seviyoruz, evet Diskdünya çok lezzetli, evet karakter absürt olduğu kadar da ilginç ve evet olaylar çok ilginç. Ancak kabul etmeliyiz ki çok kitap var ve bir yerden sonra işler arapsaçına dönüyor. Krzysztof Kietzman bizim karışan aklımıza yol gösterecek bir tablo oluşturmuş. Okurken kaybolanlar ve okumaya başlayacaklar için bire bir. Bu amme hizmeti için kendisine teşekkürü borç biliriz.

io9 sağolsun

Pazartesi, Mayıs 12, 2014

Murphy gururla sunar: Stout peşinde koşan siberpunk samuraylar

Murphy's Irish Stout muhtemelen bir pek azımızın bildiği bir malt içki. İrlanda menşeiyli bu stoutu içme şerefine nail olamadım ama aramızdan Hakan'ın denk geldiğini tahmin ederim. Murphy's bu güzide içki için doksanların başında çok sağlam bir ekibe çizgi film bir reklam çektirmiş.  Ekipte Blood: The Last Vampire'dan Hiroyuki Kitakubo,  Ghost in the Shell, Blood, ve Vampire Hunter D: Bloodlust'den Kazuchika Kise ve son olarak Ghost in the Shell'den Hiromasa Ogura. Sanırım animenin İngiltere'de yeni yeni tanınmaya başlamasının ekmeğini yemek istemişler. Ortaya samurayların koştuğu, çanların top ile çalındığı, organların karaborsaya düştüğü, sibernetiğin tavan yaptığı bir dünya çıkmış. Zamanında işe yaramış mı bilmem ama ben beğendim.

Pazar, Mayıs 11, 2014

Arkham'dan misafiriniz var

Deathstroke (Türkçesini bilemedim, yani çevirilerde var mı bilemedim) Batman dünyasından bir katil, suikastçi. DC olsun Marvel çok bilmesem de yavaş yavaş sizlere iki kelam edeceğim diye öğreniyorum o ayrı konu. Her neyse Chris White ve Larry White oturmuşlar Deathstroke'un kısa bir filmini çekmişler. Biraz bilgisayar yardımı, biraz da dövüş sporları ehli abiler ile filmi tamamlamışlar. Ne yalan söyleyeyim beklediğimden daha vurdulu, kırdılı olmuş. biraz daha karakter hakkında bilgi umuyordum. Her neyse Gotham dizisinin de yaklaştığı bu günlerde ilginizi çekebileceğini düşündüm.

Çarşamba, Mayıs 07, 2014

Süper Kahramanlık maliyetleri el yakıyor

Teknoloji her geçen gün ilerliyor. Hem de koşarak değil zıplayarak. Ancak her güzel şey gibi bunun da yan etkileri ve bir maliyeti var. Bu maliyetten, enflasyondan süper kahramanlar da muaf değil. Bugün bir Batman olmak kolay mı? Bu kahramanlar kolay mı yetişiyor? Alın size çarpıcı bir örnek.  Batman'in maliyetlerine Bruce Wayne olsa dayanamaz


Geek Tyrant'da daha fazlasını bulabilirsiniz.

Salı, Mayıs 06, 2014

Bi memleket gibidir tren...



Güney Kore’li yönetmen Bong Joon-ho’nun son filmi Snowpiercer’ı izledikten sonra zihnimde Gemide filminin başlangıç repliği uyandı. “Bi memleket gibidir gemi” diyordu kaptan; “her şey düzenli ve kontrol altında olmalıdır. Kaidelere uyulmalıdır; kanunlara, nizamlara...”. Bazı metaforlar hiç eskimiyor olmalı ki bu sefer bir Kore’li yönetmen, yüksek teknoloji ürünü bir treni benzer bir mecazi kurgunun içine yerleştirmiş. Ortaya pek çok açıdan kayda değer bir film çıkarmış. Fransız orjinli bir çizgi romandan uyarlama olan Snowpiercer’dan az spoiler eşliğinde biraz bahsetmek istedim.

Pazartesi, Nisan 28, 2014

Düşler Ülkesinin Kapısı Aralanınca



Bu akşam kurgulayıp bitirdiğim öyküme esin kaynağı olan  üç eserin sahibi Luis Borges, Paul Auster ve Marguerite Yourcenar'a sonsuz teşekkürler.


Perşembe, Nisan 24, 2014

“Sus Olric düşünüyorum… Düşünmek ne haddinize efendim! Descartes düşündükçe varoluyor. O düşündükçe varolur, siz yok olursunuz Efendimiz…”

Oğuz Atay’ın Günlüğünü okuyorum birkaç gündür.  Ve bir bölüm beni öylesine etkiledi ki blogda da paylaşmadan edemedim. Uzun yıllar önce Kafka’yı ilk okuduğumda bana haftalarca duyumsattığı bir türlü isimlendiremediğim o duygunun nedenini daha iyi anlıyorum şimdi. Bir sanatçıyı benzersiz kılan asıl şey sezgileri ve kehanet gücünün yanında evrensel bakış açısı  ve analiz yeteneği değil midir? Oğuz Atay’ın aşağıda bulacağınız fizikteki entropi kavramı ve Kafka eserleri arasında kurduğu bağlantı dilerim size de farklı pencereler aralar.

Salı, Nisan 22, 2014

Hitit Güneşi Epizort 82! Çizgiler!

Hitit Güneşi Tayfası Ankara'da buluşup aralarına Suat Efe Us'u da alıp uzun uzun çizgi romanlardan bahsediyor!

Ne yazık ki o kadar kişiydik ama birimiz fotograf çekmemiş galiba. Haliyle podcast dinleyen bir plush koyun ile idare edin!

Pazar, Nisan 20, 2014

Rus Ruleti

Uzayda insan bir hayli yalnız olabiliyor. Hoş aynı şey Dünya'da iken mümkün. Rus Ruleti internette rulet ile konuşma arkadaşı arayan bir kızın uzay istasyonundaki bir kozmonota denk gelmesi ve komik muhabbetlerini anlatıyor. Bir ara aklıma Jeffrey geldi :)

Cumartesi, Nisan 19, 2014

Seyfettin Efendi ve Olağanüstü Maceraları

Seyfettin efendi ve Olağanüstü Maceraları Devrim Kunter tarafından yazılan ve çizilen Osmanlı istimpunk (daha edinip okuyamadım ama öyle gözüküyor) çizgi roman. 15 Nisan itibari ile satışa çıktı. Netten ve kitapçılardan edinebilirsiniz.

Kunter'in yaratığı bu çizgi roman blogu ve sitesinden anladığım kadarı ile Osmanlı döneminde, istimpunkvari bir ortamda vuku buluyor. Karakterleri görünce Şarlok Holms tadında bir kurgu olduğunu düşündüm. Muhtemelen de öyle. Esas kahramanımız tabi ki Seyfettin Efendi. Anladığım kadarı bir hafiye. Analiz yeteneği son derece güçlü. Yanında ise Dr. Aziz var. Adlı tabip. Bu esas karakterlerden başka Casus Esat, Mucit Münevver, Pehlivan İsmail gibi başka zatlar var. Ayrıca Kunter doğaüstü olaylar, efsaneler, mitler ve okkültizm üzerine uzman Scognamillo ile de Gio'ya selam çakmış.

Bu arada siteden daha önce netten yayınlanmış Esrarengiz Hikayeler adlı çizgi ve romanı ve yeni çıkan Yeditepe Canavarı'nı da indirebiliyorsunuz. İndirmekle kalmayın gidiniz, alınız. Kaç tane istimpunk yerli çizer ve çizgi romanımız mevcut.

Ne yazık ki bu çalışmadan ancak geçen hafta twitterda dolaşırken haberim oldu. Halen de edinemedim. Kısmetse kitapçıya gidip, alıp, hatmeteceğim. Sonrasında sizle de görüşlerimi paylaşacağım. Bu yazı aceleden biraz baştan savma oldu, farkındayım.

Ancak en önemli mevzu 20 Nisan yani bu pazar Kadıköy'de, Büyülü Dükkan'da çizerin de katılımı ile bir tanıtım filmi gösterilecekmiş. Ben katılacağım. Daha sonrasını da elimden geldiği kadarı ile sizlere aktarırım. Yine siz bizler gibi üşengeç olmayın, kalkın gidin.

Cuma, Nisan 18, 2014

Haftanın Resmi

Taht Oyunlarında Kral Cofri karakterini en çok onu oynayan Jack Gleeson'ın sevmediği sevmediği söyleniyor. Ancak şurası bir gerçek ki G. R. R. Martin'in de bir yazar olarak bizi sevdiği söylenemez.  Sürekli ölen karakterler bunu gösteriyor. 

Salı, Nisan 15, 2014

Sci-Fi London Film Festivali

Artık Apollo olmasa da aynı tadı verir.
Yine zamanı geldi, Londra'da Bilim Kurgu işgali var!

Kısa film gösterileriyle hastası olduğum Sci-Fi London 14, 24 Nisan - 4 Mayıs tarihleri arasında gösterimde.

Programları hayli yoğun ve güzel geçecek gibi. Bu festivalin yaratıcısı ve ana insanlarından birisi olan Louis Savy'yi Picocon'da gördüğümde  bu sene Stratford'da bile olsanız kesin geleceğim dememe ve daha çok kısa film istememe rağmen Hitit Güneşi'nin bir grubu olarak İskoçya adalarında viski peşinde koşmaya karar verdiğimizden ben gidemeyeceğim. Başar ziyaret etme niyetlisi ancak ne kadar yazar bilemiyoruz!
Ent Efendi, hüooooğğğ, baksanıza! Foto çekicez! 

Öyle ki Louis Savy kesinlikle benim ricamı dinlemiş, 6 ayrı kısa film seansı var, bunu kaçırdığıma gerçekten üzüleceğim. Filmlerin biletleri şimdiden bitmeye başlamış, gidecekseniz olabildiğince hızlı filmleri seçin, risk almaktan endişe etmeyin!

Yolunuz Londra'ya düşerse, bir uğrayın. Bu güne kadar katıldığım tek bir festivalleri vasat değildi. Olağanüstü kötü filmlerden bile zevk aldım.

Louis Savy ve ekibine bu festivalde başarılar! Eminim gidenler çok eğlenecekler!

Cumartesi, Nisan 12, 2014

Hitit Güneşi Epizort 83! Murat Başekim ve İskit!




Puslu ve soğuk bir günde, bozkırın ortasında uzanan Angara adlı mahsun şehirde toplandık. Kimimiz kıtaların birleştiği şehirden kimimiz herkesin unuttuğu köyden geldi. Kimimiz ise hiç bir yerden gelmedi. Zaten oradaydı. Her neyse toplandık çok zaman önce.

Aramızda kadim dostumuz Murat Başekim vardı. Murat son kitabı İskit'i yeni çıkarmış. Çoğumuz, birkaç üşengeç hariç, kitabı hatmedip karşısına dik,lmiştik. Bozkırın ıssızlığında ve acımasızlığı ile hayatımızdaki yalnızlığımızı ve açmazlarımızı da anlatmıştı Murat kitabında. Oturduk hoş beş ettik. Kitaptan, yazım sürecinden, anlatıklarından ve anlatmadıklarından konuştuk. Çenemiz düştü, konuştuk durduk. Ancak bunları yapalı bir hayli zaman oldu. Podcasti ise şimdi çıktı.

Huzurlarınızda Murat Başekim ve İskit. Yasal uyarı: kitap hakkında bilgiler içerebilir, daha okumamıştık, niye anlattınız gibi şikayetleri kabul etmeyiz. Ona göre.