Gore etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gore etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cumartesi, Ağustos 03, 2013

Zembereklerle donanmış yürüyen nazi naaşları: Frankenstein's Army




Sene 1945. 2. Dünya Savaşı tüm hızı ile devam etse de artık bitmesi yakın. Nazi Almanyası pek çok cephede kaybederek çekiliyor. Almanya'nın verdiği zayiatın üçte ikisini verdiği doğu cephesinde yeni bir şey yok. Rus Kızıl Ordu ilerliyor, Wermacht sürekli geri çekiliyor. Bir grup Kızıl Ordu askeri ise kendilerini düşman hatlarının gerisinde, Alman topraklarında yalnız buluyorlar. Savaştan bitap düşmüş ülkede yollarını bulmaya çalışırken görüp görebilecekleri en kötü kabusun içine düşüyorlar.




Nazi savaş makinesinin gücü, dehası, acımasızlığı ve kötülüğü pek çok film, öykü ve kitaba ilham vermiştir. İşte yönetmen Richard Raaphorst'un çektiği Frankenstein's Army tüm bunların üzerine zombi ile mündemiç robotları eklemiş. Rus askerler zembereklerle çalışan yürüyen naaşlardan mütevellit bir ordu ile karşı karşıya buluyorlar kendilerini. Kan, doku, organlar ve mekanizmalar
gövdeyi götürüyor.

Yönetmenin ilk ciddi uzun filmi. Öyküyü kendi yazmış. Senaryoda başka isimler de var. Oyuncuların çoğu bilmedik, duymadık. En azından benim cahilliğim. Sadece baş rolde anlaşılamamaktan müzdarip doktoru oynayan Karel Roden bildik, tanıdık. Ama kült olmaya aday bir film gibi duruyor.

Aşağıda iki benzer tanıtım görüntüsü var. İlki esas görüntüler. Benim gibi profesyonel yardım alması kesin olan insanlar için hazırlanmış ve her hangi bir kadavra, organ, ilik, sinir, kan ve dokudan kaçınılmadan hazırlanmış görüntüler azıcık kanlı! İkinci tanıtım görüntüsü biraz daha edepli. Ona göre izleyin, uyarmadı demeyin.

Götüntüler bana fazlası ile Tokyo Gore Police'i anımsattı. Gore sevenlerin beğeneceğini umduğum bir film. IMDB 5,5 vermiş ki hiç şaşırmadım. Rotten Tomatoes'de ise %69 vermişler. Film pek fazla sinemada oynamadığı için Türkiye'ye gelme ihtimali pek zayıf. Bu nedenle size torrent sevenler derneğini önermekteyim. Bendeniz torrent peşinde koşarak bu nacizane çalışmayı edinmeyi ve bittabi sizlerle paylaşmayı amaçlıyorum.


Pazartesi, Temmuz 13, 2009

Tokyo Gore Police

2008 Japonya / Japonca

Geçen hafta Dead Snow’u seyrettikten sonra görmüş olduğum kan yetmemiş olacak ki arkadaş tavsiyesi ile daha kanlı bir türe geçtim. Gore ya da Splatter filmlere çok bayıldığımı söylemem ama Tokyo Gore Police ilginç bir deneyim oldu.

Film Japonya’nın geleceğinde, karmaşa ortamında geçiyor. Öyle bir ortam ki naklen infazlar bir adım öteye taşınarak çevirim içi olarak kurban yakınları evlerinden gerçekleştirerek hem adaleti sağlıyor hem de intikamı tadıyorlar. Özelleştirilmiş polis kuvvetleri, şiddeti özendirecek şekilde topluma hizmet veriyor. Samuray zırhları içerisindeki kolluk kuvvetleri yeri gelince herhangi bir ayrım yapmadan katliama girişip gore filme yakışacak şekilde kopartılmış kafaları istifliyorlar.

Böyle bir ortamda kim olduğu bilinmeyen bir bilim insanının geliştirdiği “Anahtar Geni” insanları değiştirip canavara dönüştürüyor. (nasıl bir gense kocaman, çıplak gözle görülür, elle tutulur ve anahtar şeklinde!) Bu genden dolayı delirip oraya buraya saldırmakla kalmıyorlar, herhangi bir yaralanma durumunda yara garip birr tür mutasyona uğrayıp, gücüne güç katıyor. Kesik koldan çıkan elektrikli testerelerden tutun da kopan cinsel organdan imal topa kadar her şey mevcut. (Fil hortumu görünümlü top kesinlikle favorim.)

Hikaye, polis teşkilatında daha doğrusu şirketinde, esas zanaatı mühendis katli olan Ruka adlı bayan polis memuru etrafında dönüyor. Ruka babadan polis olup bir taraftan görev başında telef olan babasının acısı ile nice Müslümcülere taş çıkarırcasına kendini jiletlediği gibi asabiyetten metroda kendine el marifeti ile sarkıntılık yapan Japon magandaları ikiye biçiyor. Karakterimiz tabi ki Japon sapıklığına uygun olarak mini eteklerle vuruşuyor.

Filmde bahçe fıskiyelerine taş çıkarırcasına akan, fışkıran, sıçrayan kan, havalarda uçuşan beden uzuvları nedeni ile şiddet özendirilmekte olsa da orantısız güç kullanımı, kapitalizm, polis devleti ve şiddeti yeriliyor, göndermeler havalarda uçuşuyor.

Eğer gore/splatter film meraklısı değilseniz, farklı bir tür olarak seyredebilirsiz ancak yok ben açık kırmızı kan sevmem, fıskiyelerden ve bahçe hortumlarından haz etmem derseniz yakınından bile geçmeyin.