Cumartesi, Nisan 19, 2014

Seyfettin Efendi ve Olağanüstü Maceraları

Seyfettin efendi ve Olağanüstü Maceraları Devrim Kunter tarafından yazılan ve çizilen Osmanlı istimpunk (daha edinip okuyamadım ama öyle gözüküyor) çizgi roman. 15 Nisan itibari ile satışa çıktı. Netten ve kitapçılardan edinebilirsiniz.

Kunter'in yaratığı bu çizgi roman blogu ve sitesinden anladığım kadarı ile Osmanlı döneminde, istimpunkvari bir ortamda vuku buluyor. Karakterleri görünce Şarlok Holms tadında bir kurgu olduğunu düşündüm. Muhtemelen de öyle. Esas kahramanımız tabi ki Seyfettin Efendi. Anladığım kadarı bir hafiye. Analiz yeteneği son derece güçlü. Yanında ise Dr. Aziz var. Adlı tabip. Bu esas karakterlerden başka Casus Esat, Mucit Münevver, Pehlivan İsmail gibi başka zatlar var. Ayrıca Kunter doğaüstü olaylar, efsaneler, mitler ve okkültizm üzerine uzman Scognamillo ile de Gio'ya selam çakmış.

Bu arada siteden daha önce netten yayınlanmış Esrarengiz Hikayeler adlı çizgi ve romanı ve yeni çıkan Yeditepe Canavarı'nı da indirebiliyorsunuz. İndirmekle kalmayın gidiniz, alınız. Kaç tane istimpunk yerli çizer ve çizgi romanımız mevcut.

Ne yazık ki bu çalışmadan ancak geçen hafta twitterda dolaşırken haberim oldu. Halen de edinemedim. Kısmetse kitapçıya gidip, alıp, hatmeteceğim. Sonrasında sizle de görüşlerimi paylaşacağım. Bu yazı aceleden biraz baştan savma oldu, farkındayım.

Ancak en önemli mevzu 20 Nisan yani bu pazar Kadıköy'de, Büyülü Dükkan'da çizerin de katılımı ile bir tanıtım filmi gösterilecekmiş. Ben katılacağım. Daha sonrasını da elimden geldiği kadarı ile sizlere aktarırım. Yine siz bizler gibi üşengeç olmayın, kalkın gidin.

Cuma, Nisan 18, 2014

Haftanın Resmi

Taht Oyunlarında Kral Cofri karakterini en çok onu oynayan Jack Gleeson'ın sevmediği sevmediği söyleniyor. Ancak şurası bir gerçek ki G. R. R. Martin'in de bir yazar olarak bizi sevdiği söylenemez.  Sürekli ölen karakterler bunu gösteriyor. 

Salı, Nisan 15, 2014

Sci-Fi London Film Festivali

Artık Apollo olmasa da aynı tadı verir.
Yine zamanı geldi, Londra'da Bilim Kurgu işgali var!

Kısa film gösterileriyle hastası olduğum Sci-Fi London 14, 24 Nisan - 4 Mayıs tarihleri arasında gösterimde.

Programları hayli yoğun ve güzel geçecek gibi. Bu festivalin yaratıcısı ve ana insanlarından birisi olan Louis Savy'yi Picocon'da gördüğümde  bu sene Stratford'da bile olsanız kesin geleceğim dememe ve daha çok kısa film istememe rağmen Hitit Güneşi'nin bir grubu olarak İskoçya adalarında viski peşinde koşmaya karar verdiğimizden ben gidemeyeceğim. Başar ziyaret etme niyetlisi ancak ne kadar yazar bilemiyoruz!
Ent Efendi, hüooooğğğ, baksanıza! Foto çekicez! 

Öyle ki Louis Savy kesinlikle benim ricamı dinlemiş, 6 ayrı kısa film seansı var, bunu kaçırdığıma gerçekten üzüleceğim. Filmlerin biletleri şimdiden bitmeye başlamış, gidecekseniz olabildiğince hızlı filmleri seçin, risk almaktan endişe etmeyin!

Yolunuz Londra'ya düşerse, bir uğrayın. Bu güne kadar katıldığım tek bir festivalleri vasat değildi. Olağanüstü kötü filmlerden bile zevk aldım.

Louis Savy ve ekibine bu festivalde başarılar! Eminim gidenler çok eğlenecekler!

Cumartesi, Nisan 12, 2014

Hitit Güneşi Epizort 83! Murat Başekim ve İskit!




Puslu ve soğuk bir günde, bozkırın ortasında uzanan Angara adlı mahsun şehirde toplandık. Kimimiz kıtaların birleştiği şehirden kimimiz herkesin unuttuğu köyden geldi. Kimimiz ise hiç bir yerden gelmedi. Zaten oradaydı. Her neyse toplandık çok zaman önce.

Aramızda kadim dostumuz Murat Başekim vardı. Murat son kitabı İskit'i yeni çıkarmış. Çoğumuz, birkaç üşengeç hariç, kitabı hatmedip karşısına dik,lmiştik. Bozkırın ıssızlığında ve acımasızlığı ile hayatımızdaki yalnızlığımızı ve açmazlarımızı da anlatmıştı Murat kitabında. Oturduk hoş beş ettik. Kitaptan, yazım sürecinden, anlatıklarından ve anlatmadıklarından konuştuk. Çenemiz düştü, konuştuk durduk. Ancak bunları yapalı bir hayli zaman oldu. Podcasti ise şimdi çıktı.

Huzurlarınızda Murat Başekim ve İskit. Yasal uyarı: kitap hakkında bilgiler içerebilir, daha okumamıştık, niye anlattınız gibi şikayetleri kabul etmeyiz. Ona göre.


Cumartesi, Mart 29, 2014

MetuCon 18 yaşında!

Daha dün gibi hatırlıyorum ODTÜ BKFT'li dostlarımın bin bir emek ve cefa ile hazırladıkları ilk METUCON'u. Ben de onların o güzel emekleri sayesinde bir kaç yıl oyun oynatarak bu güzel etkinliğin bir parçası olmuş, gururlanmıştım. Üzerinden 18 koca yıl geçmiş. Zaman hızlı akıyor.

Bu sene METUCON 19-20 Nisan'da olacak ve teması da punk olacak. Ankara'da olan, o tarihte Ankara'ya gidebilecek herkesin gitmesi, görmesi gereken bir olay. Gidin, oynayın, eğlenenin. Detaylar aşağıda. METUCON sayfasından da tüm detaylara erişebilirsiniz. Facebook'dan da takip edin.

Pazartesi, Mart 24, 2014

Sin City: A Dame to Kill For

Sin City'i ilk izlediğimde bayılmıştım. adeta bir çizgi romanı seyreder gibiydim. Tabi ki bir şekilde küçükken zihnime kazınan Amerikan dedektif imgelerinin de etkisi olabilir bunda. Anlatımı ve hikayesi gayet tadındaydı. Her zaman yazar ile kitabı/öyküyü ayırmak lazım derler. Uzun bir tartışma ama Frank Miller'ın geri zekalı fikirlerine rağmen yaptıklarını okurum. En azından Sin City kendini okutturuyor ve izletiyor. Velhasıl Sin City'in başarından sonra ikincisi de yakında bizlerle buluşacak. Filmin ilk görüntüleri bir süre yayınlandı ama ben tembellikten anca yazabiliyorum. Karosu her zamanki gibi gayet dolu. Ekibe Josh Brolin, Joseph Gordon-Levitt, Ray Liotta, Eva Green gibi isimler de eklenmiş. Görüntüler aşağıda. İlk filmin ağzımızda bıraktığı o lezzetli tat devam edecek gibi.

Pazar, Mart 23, 2014

Drod Digor ve Dünyalı Bay P Arasında Geçen Kısa Bir Diyalog


Bir süredir bir Uzaylı ve bir Dünyalı’nın arasında geçen hayata dair bir diyaloğun nasıl olabileceğine kafa yoruyordum. Sonunda böyle kısacık bir söz dizisi ortaya çıktı. Ama oldukça keyif aldığımın altını çizmeliyim. Sanırım hikaye yazmaktansa diyalog yazmayı tercih ederim. Umarım sizler de okurken benim yazarken aldığım keyfi alırsınız...

Noh isimli gezegenden gelen uzaylı gezgin Drod Digor ile arkadaşı Dünyalı Bay P insanoğluna dair sohbet etmektedir.  Bay P  Digor’a Dünya’daki gözlemleri  hakkında  sorular sormaktadır. 

Digor: Bil ki sizin kitap adını verdiğiniz şeylerdeki gibi bilgece sözler bulamayacaksın bende.  Gördüklerini anlatan basit bir seyyahım sadece.  

Pek muhterem Bay Hublot ve zemberekli yaşamı

Bu sene kısa çizgi film Oscarını Stephane Halleux yarattığı karakterler üzerinden çizen/canlandıran Laurent Witz and Alexandre Espigares'in çalışması Mr. Hublot. İstimpunk bir şehirde bir makien dakikliği ve titizliği ile yaşayan Bay Hublot'un hayatına beklemediği anda giren bir sürprizi anlatıyor film. Çizimleri, detayları, anlatımı ve konusu çok güzel bir çizgi film. Kesinlikle seyredin. Sizce zemberekli köpekler rüyalarında metal kemik düşlerler mi?

Cumartesi, Mart 22, 2014

Kilisele ıslak sanat

Gremlin, The Chapaelle de Bethleem, Nantes. Belli ki yağmur yağmış :)

Kiliselerdeki çörtenleri iblis, şeytan, canavar vs. tarzında yapmak eski bir Hristiyan geleneği. Özellikle gotik kiliselerde yaygın olarak görebilirsiniz. Genellikle gargoyle (Türkçesi var mı bilmiyorum) kullanılan yaygın bir imge. Ancak son yıllarda popüler kültürün ve tabi ki bilim kurgunun etkisi kiliselere de yansımış durumda. Benim en beğendiğim aşağıdaki Alien.

Cuma, Mart 21, 2014

Haftanın Resmi

Usagi'yi hep Commodore 64'deki oyunundan bildim sevdim. Tabi ki aslı oyun değil uzun zamandır var olan çizgi romanı. Favori çizerlerimden Mike Mignola kendi tarzında bir Usagi yorumu yapmış.

Pazar, Mart 09, 2014

Kısa Film: Project Arbeiter

Yıl 1943. İkinci Dünya Savaşı olanca hızı ile devam ediyor. Kuzey Avrupa'da Nazi işgali altındaki Polonya'da sınırı. Bir uçak tek başına düşman hava sahasında süzülüyor. Mürettebatın arasında Saha Ajanı Yüzbaşı Joseph Colburn var. Özel bir görev için hazırlanıyor. Çok gizli bu görevin kod adı "İşçi". İşçi Projesi müttefiklerin Nazilere karşı geliştirmiş olduğu en önemli silahlardan bir tanesi. Geliştirilme safhası biraz karışık. Fakat Yüzbaşı uçakta teçhizatını kuşanırken biliyor ki bu görevin geri dönüşü olmama ihtimali çok yüksek. Ona rağmen kararlı. 

Project Arbeiter bir grup hevesli insan tarafından ciddi emek, vakit ve para harcanarak çekilmiş yirmi dakikalık bir kısa film. Nette karşılaştığımız pek çok kısa filmden daha uzun ancak kesinlikle izlemeye değer. Yüzbaşı Amerika'nın bir Fallout zırhı içerisinde maceralarını izlemek gibi biraz da. Ama iyi efektler, güzel bir oyunculuk ve eski savaş filmlerinin havası var. Benim vaktim dar derseniz aşağıda kısa tanıtımı var ama bence siz yine daha da aşağıya inip bu kısa filmin tamamını izleyin.


Cumartesi, Mart 08, 2014

Kadınlar Günü ve Joss Whedon

Joss Whedon sevdiğimiz, saydığımız, eserlerini ilgi ile takip ettiğimiz insanlardan. Pek çok dizisi damağımızda lezzetli bir tat bırakmıştı. Whedon'ın yarattığı öyküler ve kahramanlar çoğu zaman sıra dışı ve etkileyici oluyor. Benim de katıldığım üzere Whedon'un yarattığı pek çok etkileyici kadın karakter var. Hatta her ne kadar seyretmesem de Buffy bunun en büyük örneklerinden. Geçenlerde ( çok eskide demek daha mümkün, onca zamandan sonra anca yazabiliyorum) yaptığı bir konuşmada kadın erkek eşitliği ve yazmış olduğu kadın karakterler konusundaki yorumu takdire şayan. Whedon kısaca iki şey söylüyor. İlki eşitlik kavramının peşinden koştuğumuz, olması için uğraştığımız bir kavram olmasından çok, hayatın bir gerçeği, parçası olması gerektiğini söylüyor. İkincisi olarak ona neden Güçlü Kadınlar hakkında yazdığı sorusuna verdiği cevap ise çünkü halen sormaya devam ediyorsunuz. Dünya Kadınlar Gününüz kutlu olsun.



Pir-i Şeks Efendi'den Devlet-i Aliyye'nin Hücumu

Balkanların acımasız dağlarının ardından, duvarlarının ardında saklanan korkak Avusturya diyarından sonra, Allahsız Germenlerin yaşadığı ormanları geçince, soğuk, karanlık dalgaları aşınca bir ada vardır. Bu adada en az suyun öte yanındakiler kadar kafir, zavallı bir taife yaşar. Ancak bu taifenin tüm günahkarlıklarına rağmen aralarından pek namlı, pek yetenekli, kalembaz, kelimeşinas bir beyfendi çıkmıştır. Sıtanfırt denilen köyden bu zat adeta bir iksirbaz edası ile kelimeleri, cümleleri karıştırır, bir duvar ustası ilmi ile öyküleri inşaa eder, bir kemankeş becerisi ile okuyanların kalbini deler. Kendisine Pir-i Şeks denen bu muhterem ehl-i kalem adem evladının son tefrikası çok yakın zamanda denizleri ve küffar memleketleri aşarak Devlet-i Aliyye-i Osmâniyye hudutlarına ulaşacak olmasının müjdesini vermekten kıvanç duyarım. Ehl-i kalemin bir önceki eserini de buradan sizlerle paylaşmıştık. Şüphesiz ki bir önceki eseri olan Der-i Ümmid kadar muazzam olacak bu kitap damaklarımızda benzersiz bir tat bırakacaktır.

Cuma, Mart 07, 2014

Haftanın Resmi

Aslında pek sık karşılaştığım bir robot tarzı ama sanırım Konstantin Maystrenko çizimindeki vücut dili ve ifadesi hoşuma gitti.