Cumartesi, Mart 29, 2014

MetuCon 18 yaşında!

Daha dün gibi hatırlıyorum ODTÜ BKFT'li dostlarımın bin bir emek ve cefa ile hazırladıkları ilk METUCON'u. Ben de onların o güzel emekleri sayesinde bir kaç yıl oyun oynatarak bu güzel etkinliğin bir parçası olmuş, gururlanmıştım. Üzerinden 18 koca yıl geçmiş. Zaman hızlı akıyor.

Bu sene METUCON 19-20 Nisan'da olacak ve teması da punk olacak. Ankara'da olan, o tarihte Ankara'ya gidebilecek herkesin gitmesi, görmesi gereken bir olay. Gidin, oynayın, eğlenenin. Detaylar aşağıda. METUCON sayfasından da tüm detaylara erişebilirsiniz. Facebook'dan da takip edin.

Pazartesi, Mart 24, 2014

Sin City: A Dame to Kill For

Sin City'i ilk izlediğimde bayılmıştım. adeta bir çizgi romanı seyreder gibiydim. Tabi ki bir şekilde küçükken zihnime kazınan Amerikan dedektif imgelerinin de etkisi olabilir bunda. Anlatımı ve hikayesi gayet tadındaydı. Her zaman yazar ile kitabı/öyküyü ayırmak lazım derler. Uzun bir tartışma ama Frank Miller'ın geri zekalı fikirlerine rağmen yaptıklarını okurum. En azından Sin City kendini okutturuyor ve izletiyor. Velhasıl Sin City'in başarından sonra ikincisi de yakında bizlerle buluşacak. Filmin ilk görüntüleri bir süre yayınlandı ama ben tembellikten anca yazabiliyorum. Karosu her zamanki gibi gayet dolu. Ekibe Josh Brolin, Joseph Gordon-Levitt, Ray Liotta, Eva Green gibi isimler de eklenmiş. Görüntüler aşağıda. İlk filmin ağzımızda bıraktığı o lezzetli tat devam edecek gibi.

Pazar, Mart 23, 2014

Drod Digor ve Dünyalı Bay P Arasında Geçen Kısa Bir Diyalog


Bir süredir bir Uzaylı ve bir Dünyalı’nın arasında geçen hayata dair bir diyaloğun nasıl olabileceğine kafa yoruyordum. Sonunda böyle kısacık bir söz dizisi ortaya çıktı. Ama oldukça keyif aldığımın altını çizmeliyim. Sanırım hikaye yazmaktansa diyalog yazmayı tercih ederim. Umarım sizler de okurken benim yazarken aldığım keyfi alırsınız...

Noh isimli gezegenden gelen uzaylı gezgin Drod Digor ile arkadaşı Dünyalı Bay P insanoğluna dair sohbet etmektedir.  Bay P  Digor’a Dünya’daki gözlemleri  hakkında  sorular sormaktadır. 

Digor: Bil ki sizin kitap adını verdiğiniz şeylerdeki gibi bilgece sözler bulamayacaksın bende.  Gördüklerini anlatan basit bir seyyahım sadece.  

Pek muhterem Bay Hublot ve zemberekli yaşamı

Bu sene kısa çizgi film Oscarını Stephane Halleux yarattığı karakterler üzerinden çizen/canlandıran Laurent Witz and Alexandre Espigares'in çalışması Mr. Hublot. İstimpunk bir şehirde bir makien dakikliği ve titizliği ile yaşayan Bay Hublot'un hayatına beklemediği anda giren bir sürprizi anlatıyor film. Çizimleri, detayları, anlatımı ve konusu çok güzel bir çizgi film. Kesinlikle seyredin. Sizce zemberekli köpekler rüyalarında metal kemik düşlerler mi?

Cumartesi, Mart 22, 2014

Kilisele ıslak sanat

Gremlin, The Chapaelle de Bethleem, Nantes. Belli ki yağmur yağmış :)

Kiliselerdeki çörtenleri iblis, şeytan, canavar vs. tarzında yapmak eski bir Hristiyan geleneği. Özellikle gotik kiliselerde yaygın olarak görebilirsiniz. Genellikle gargoyle (Türkçesi var mı bilmiyorum) kullanılan yaygın bir imge. Ancak son yıllarda popüler kültürün ve tabi ki bilim kurgunun etkisi kiliselere de yansımış durumda. Benim en beğendiğim aşağıdaki Alien.

Cuma, Mart 21, 2014

Haftanın Resmi

Usagi'yi hep Commodore 64'deki oyunundan bildim sevdim. Tabi ki aslı oyun değil uzun zamandır var olan çizgi romanı. Favori çizerlerimden Mike Mignola kendi tarzında bir Usagi yorumu yapmış.

Pazar, Mart 09, 2014

Öykü: Aynur Yalçınkaya

Bu hikayeyi yazmaya başlayalı üç ay kadar oldu sanırım ve nihayet bu akşam bitirebildim. Üzerinde çok da fazla oynamadım. Belki de blogda yayınlamakta biraz aceleci davrandım. Çoğu zaman olduğu gibi isimsiz bir hikaye oldu bu da. Aslında Zilyka’yı çizmeyi de düşündüm. Çünkü kafamda tam manasıyla canlanan  bir Atzan ırkı fikri vardı. Ama buna vakit bulamadım. Hikayede geçen isimlerin bir kısmı Abhaz mitolojisinden alıntıdır. Konu ile mitolojinin hiçbir alakası yok tabii ki. Konuyu biz insanoğlunun birbirleriyle olan  girift ilişkileri şekillendirdi. Sizler de kabul edersiniz ki yaşamları ego üzerine kurulu biz insanoğlunun hiçbir farkı yok Atzan ırkından. Bizler de birbirimizin yaşam enerjisini sömürerek egolarımızı şişirmiyor muyuz? Paçalarımızdan akan bencillik ve kibrimizle belki de Atzan’lardan daha da korkunç bir ırkız. Başka hikayelerde görüşmek üzere...
 
 
“Yalnızlık mı” dedi Bay A.
“Evet, yalnızlık büyük bir sorundu Syridon’da benim için. Fakat bir süre sonra duyarsızlaştım. İnsanoğlu hep yalnız değil miydi zaten? Kalabalıklar sizin yalnız olduğunuz gerçeğini değiştirmez. Yalnızca size bunu unutturur. Kalabalıklar afyondur. Ama her gün bir Tanrı beklemiş olduğumu itiraf etmeliyim. Sonra bunun da sadece benim kibrimin bir yansıması olduğunu fark ettim. Tektim, kendimle  başbaşaydım.  Her sabah uyandığımda kendimle selamlaştım, kendimle güldüm, kendimle karnımı doyurdum, kendimle okudum ve kendimle yazdım.  İlk günlerin nasıl bir cehennem olduğunu size anlatamam. Uyanış ve kalp bölgemde hissettiğim yanar tarzda bir sızı.  Aylar geçtikçe o sızı kaybolmaya başladı ve sonunda artık orada yoktu.

Kısa Film: Project Arbeiter

Yıl 1943. İkinci Dünya Savaşı olanca hızı ile devam ediyor. Kuzey Avrupa'da Nazi işgali altındaki Polonya'da sınırı. Bir uçak tek başına düşman hava sahasında süzülüyor. Mürettebatın arasında Saha Ajanı Yüzbaşı Joseph Colburn var. Özel bir görev için hazırlanıyor. Çok gizli bu görevin kod adı "İşçi". İşçi Projesi müttefiklerin Nazilere karşı geliştirmiş olduğu en önemli silahlardan bir tanesi. Geliştirilme safhası biraz karışık. Fakat Yüzbaşı uçakta teçhizatını kuşanırken biliyor ki bu görevin geri dönüşü olmama ihtimali çok yüksek. Ona rağmen kararlı. 

Project Arbeiter bir grup hevesli insan tarafından ciddi emek, vakit ve para harcanarak çekilmiş yirmi dakikalık bir kısa film. Nette karşılaştığımız pek çok kısa filmden daha uzun ancak kesinlikle izlemeye değer. Yüzbaşı Amerika'nın bir Fallout zırhı içerisinde maceralarını izlemek gibi biraz da. Ama iyi efektler, güzel bir oyunculuk ve eski savaş filmlerinin havası var. Benim vaktim dar derseniz aşağıda kısa tanıtımı var ama bence siz yine daha da aşağıya inip bu kısa filmin tamamını izleyin.


Cumartesi, Mart 08, 2014

Kadınlar Günü ve Joss Whedon

Joss Whedon sevdiğimiz, saydığımız, eserlerini ilgi ile takip ettiğimiz insanlardan. Pek çok dizisi damağımızda lezzetli bir tat bırakmıştı. Whedon'ın yarattığı öyküler ve kahramanlar çoğu zaman sıra dışı ve etkileyici oluyor. Benim de katıldığım üzere Whedon'un yarattığı pek çok etkileyici kadın karakter var. Hatta her ne kadar seyretmesem de Buffy bunun en büyük örneklerinden. Geçenlerde ( çok eskide demek daha mümkün, onca zamandan sonra anca yazabiliyorum) yaptığı bir konuşmada kadın erkek eşitliği ve yazmış olduğu kadın karakterler konusundaki yorumu takdire şayan. Whedon kısaca iki şey söylüyor. İlki eşitlik kavramının peşinden koştuğumuz, olması için uğraştığımız bir kavram olmasından çok, hayatın bir gerçeği, parçası olması gerektiğini söylüyor. İkincisi olarak ona neden Güçlü Kadınlar hakkında yazdığı sorusuna verdiği cevap ise çünkü halen sormaya devam ediyorsunuz. Dünya Kadınlar Gününüz kutlu olsun.



Pir-i Şeks Efendi'den Devlet-i Aliyye'nin Hücumu

Balkanların acımasız dağlarının ardından, duvarlarının ardında saklanan korkak Avusturya diyarından sonra, Allahsız Germenlerin yaşadığı ormanları geçince, soğuk, karanlık dalgaları aşınca bir ada vardır. Bu adada en az suyun öte yanındakiler kadar kafir, zavallı bir taife yaşar. Ancak bu taifenin tüm günahkarlıklarına rağmen aralarından pek namlı, pek yetenekli, kalembaz, kelimeşinas bir beyfendi çıkmıştır. Sıtanfırt denilen köyden bu zat adeta bir iksirbaz edası ile kelimeleri, cümleleri karıştırır, bir duvar ustası ilmi ile öyküleri inşaa eder, bir kemankeş becerisi ile okuyanların kalbini deler. Kendisine Pir-i Şeks denen bu muhterem ehl-i kalem adem evladının son tefrikası çok yakın zamanda denizleri ve küffar memleketleri aşarak Devlet-i Aliyye-i Osmâniyye hudutlarına ulaşacak olmasının müjdesini vermekten kıvanç duyarım. Ehl-i kalemin bir önceki eserini de buradan sizlerle paylaşmıştık. Şüphesiz ki bir önceki eseri olan Der-i Ümmid kadar muazzam olacak bu kitap damaklarımızda benzersiz bir tat bırakacaktır.

Cuma, Mart 07, 2014

Haftanın Resmi

Aslında pek sık karşılaştığım bir robot tarzı ama sanırım Konstantin Maystrenko çizimindeki vücut dili ve ifadesi hoşuma gitti.